
Tesadüfen bir abimiz geldi iş yerimize , ‘’ Mehmet abi inşaat’ı dolaşalım ‘’ dedi. İnşaatın üstüne çıktık dolaştık. ‘’ Burası tam fırınlık yer .’’ dedi.
5 kardeşiz gece gündüz çalışıyoruz. 5 kardeş beraberdik. Ben hep şunun hesabını yaptım; ‘’ Gün gelecek biz ayrılacağız.
Fırıncılık bizi kurtarmayacak, bunun yanında ne yapabiliriz diye bir nakliye işine girdik. Tekstil işine girdik, bunları batırdık. Anladık ki biz fırıncılık ve inşaat dışında bir şey yapamayız.
O bizi davet etti, büyük bir kaç proje çıkınca beraber yaptık. Nasrettin Bavaş’la o gün bu gündür, şu anda mevcut projelerimiz var devam ediyoruz.
Hatay depreminde 10 gün boyunca her gün 5 bin ekmek götürdük. Hava limanından ekmek gidiyordu. 10 gün boyunca tek kuruş talep etmedik.
GÖLGE / ÖZEL RÖPORTAJ - Bazı insanlar vardır ticaret yaparken her şeyi mubah sayar. Bazıları da dürüstlükten ödün vermez. Hani o ünlü iş insanı Robert Bosch , ‘’ İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim. ” diyor ya. Kimileri de böyle. Yaşamları boyunca insan, dost , arkadaş ve çevre biriktirir. Tüm bunlar olursa, nasılsa para kazanmayı da öğrenebiliyor insan.
İş dünyasına baktığımızda , bölgemizde bu kriterleri tam da üzerine oturan bir iş insanının olduğunu söylemek doğru olur. Üstelik o, ekmeğini ekmekten çıkaran adam . Hemen herkesin tanıdığı , saygı duyduğu ve ‘ağabey ‘’ dedikleri biri. Neredeyse bir koltukta üç karpuz taşıyan insan.
Hayat ilkesinin en önemli kuralı ; dürüstlük , doğruluk , cesaret.
Mehmet Aydemir işte böyle biri.
Gebze- Çayırova Fırıncılar Kooperatifi Başkanı Aydemir, hem mesleğinde , hem de makamında duayen olmuş birisi. Zira yirmi yılı devirmiş başkanlık koltuğunda. Aslen Ağrılı olması nedeniyle Doğu’nun tüm sıcaklığını , gelenek ve misafirperverliğini halen üzerinde taşıyor. İnsanlara el uzatmasını , omuz vermesini, destek olmasını değerli bulan biri.
Çatısı altında doksan fırıncı esnafını barındıran , Gebze- Çayırova Fırıncılar Kooperatifi Başkanı Mehmet Aydemir’le söyleşi yapmak için randevulaştığımız gün ve saatte , kooperatifin yeni yönetim merkezinde bulduk kendimizi. Atatürk Caddesi üzerinde yeni aldıkları dubleks ofisin bir katını kiraya vererek kooperatife gelir sağlarken, diğer katta fırıncı esnafına hizmet veriyorlar.
Siyasetten ticarete Gebze’de çok uzun yıllardır adından söz ettiren iki şubeli Kent Fırın kurucusu , Başkan Mehmet Aydemir ‘in ofisinden içeri girdiğimizde, güler yüzlü yardımcısı karşılıyor bizleri.
Başkan Aydemir de sesimizi duyarak odasında çıkıp tüm samimiyetiyle el uzatıyor. Orta ölçekli büyüklüğündeki çalışma odası sade ve gösterişten uzak bir şekilde dizayn edilmiş. Duvarlar ise geçmişte yol yürüdüğü bir çoğu rahmetli olan arkadaşlarının fotoğraflarıyla süslü.
Ahde Vefa’ya büyük önem veren Mehmet Aydemir’le sohbete başlarken, demli çaylarımızda masadaki yerini çoktan almıştı. Masada ayrıca Kent Fırın’ın taze ve leziz kurabiye – pasta-tatlı çeşitleri de bize bakıyordu. Buram buram lezzet tüten pastalarla göz göze geldiğimizde ses kaydedici cihazımızın play düğmesine basmış olduk.
Buyurun , virgülüne dokunmadan Mehmet Aydemir’le çok özel söyleşi…
GÖLGE – Mehmet Bey, siz Gebze’de tanınan, bilinen bir isimsiniz. Fakat dergimiz okurları için bir kez daha kendinizi tanıtır mısınız, Mehmet Aydemir kimdir ?
AYDEMİR: 1964’de Ağrı ilinde doğdum. 1978 yılında İstanbul’a geldim, birkaç yıl sonra Gebze’ ye taşındık. 1990 yılında fırıncılık faaliyetlerine başladık. Halihazırda iki fırın işletmemiz mevcuttur. Aynı zamanda Kocaeli ve İstanbul’un farklı semtlerinde müteahhitlik yapmaktayım. Malumunuz üzere 25 yıldır fırıncılar odası başkanlığını devam ettirmekteyim.
GÖLGE: Kaç çocuğunuz var ? AYDEMİR: 5 tane evladım var. Hepsini evlendirdik. Allah’a şükür hepsinin bir düzeni var, hanımla biz ikinci baharımızı yaşıyoruz.
GÖLGE: Allah bağışlasın, maşallah.
AYDEMİR: Teşekkür ederim.
GÖLGE: Ticaret hayatınız ilk olarak nasıl başladı, onun öncesinde fırıncılık var mıydı? AYDEMİR:Ticaret hayatım çok küçük yaşlarda başladı. Babamın bana sonsuz güveni ile ticaret hayatına adım attım. Zamanla tecrübe kazandıkça işimizi geliştirdik. Bugüne kadar en büyük sermayemiz dürüstlük , emek ve sabır oldu. Fırıncılıktan önce çok farklı sektörlerde bulundum, daha önce küçük bir tecrübem olsa da tam anlamıyla 1990 ‘da fırıncılık mesleğine adım attım.
GÖLGE : Fırıncılık hikayeniz nasıl başladı ?
AYDEMİR: Fırıncılık mesleğine bir akrabamızın tavsiyesi üzerine başladık. Küçük yaşlarda ailemizin sorumluluğunu alan bir birey olarak yetiştim kardeşlerimle beraber hep birlikte çalışmak istemiştim. 1990 yılında ekmeğin sadece bir gıda değil emek ve bereket olduğuna inanarak küçük bir üretimle , erken saatlerde yoğrulan hamurla ve alın teri ile kardeşlerimle beraber bu yola çıktık. Şu anda ise fırın ve pastanecilik sektöründe her çeşit ürünün imalatını kendimiz yapmaktayız. Sabırla, çalışarak ve müşteri memnuniyetini esas alarak bu günlere geldik.
GÖLGE ; İnşaat sektörüne ne zaman başladınız ?
AYDEMİR: Bizim asıl işimiz fırıncılıktı, yıllarca ekmek teknemizin başında durduk. Zamanla inşaat sektörüne de adım attık önce küçük metrajlı işler yaptık, zamanla fırıncılıkta nasıl dürüstlük e emeği esas aldıysak inşaatta da aynı anlayış ile devam ettik. Çok şükür güvenle ve sağlam adımlarla yolumuza devam ediyoruz. 2000 yılında kendi işletmemizi yapmak için inşaat mesleği ile tanışmış olduk.
GÖLGE : Fırınların Yönetimi ile de siz mi ilgilenirsiniz?
AYDEMiR: Artık fırınların yönetimini tamamen çocuklara bıraktım. Onlar işin içinde büyüdüler, sorumluluk almayı öğrendiler, bende tecrübemle her zaman onların yanlarındayım, böylece inşaat işlerine ve fırıncılar derneği faaliyetlerine daha fazla yoğunlaştım. Biz bildiğimizi aktardık şimdi onlar devam ettiriyor. Çok şükür işleri daha ileri taşıyorlar ALLAH yollarını açık etsin.
GÖLGE : Fırıncılar derneği nasıl başladı ?
AYDEMİR: Fırıncılar Derneği esnafın bir araya gelip birlik olması ihtiyacından doğdu. Herkes kendi başına uğraşıyordu, dertler ortak , çözüm yoktu. Oturduk konuştuk ’ birlik olursak güçlü oluruz’ dedik, böylece derneği kurduk. Fırıncılar derneği işine,Allah rahmet eylesin, Hikmet abi çok değerli bir kişidir. Bir gün çağırdı ‘’ gel seni dernekte yönetime alacağım ‘’ dedi. O zamanlar gençtim, anlattığım 25 sene önceydi. ‘’ Haftada bir 2 kez gel git ‘’dedi, onun esilesi ile başlamış olduk. Hikmet abi sonra vefat etti, mekanı cennet olsun . Her gittiğimiz yerde, 2 sene bir yerde kalıyoruz, bir dünya masraf ediyoruz . Farklı yerlere geçiyoruz, Yönetimdeki arkadaşlarım ve fırıncıların desteğinle beraber topladım, dedim ki ‘’ bir yer alalım. Artık 90 tane fırınız , gelin bir şeyler yapalım’’ dedim, deneğimizin geçmişteki borçları vardı , önce onları temizledik. Bostanı iş merkezinde ofis aldık , deprem yaşayınca burası artık riskli yer oldu. Girip çıkamıyoruz , şimdi bulunduğumuz ofisi satın aldık.
GÖLGE: Fırıncılar başkanlığını kaç yıldır yürütüyorsunuz ?
AYDEMİR: 20 seneyi doldurdum Kooperatif başkanlığında. Bu süre zarfında fırıncıların sorunları ile yakından ilgilenmeye birlik ve beraberliği güçlendirmeye çalıştık.Geçenlerde dedim ki arkadaşlara ‘’ Artık bayrağı devretmenin , genç yeni arkadaşların önünü açmanın zamanı geldiğini düşünüyorum’’ dedim. Arkadaşlar da ‘’ Mehmet Bey yok, sen bir 4 sene daha götür’’ dediler .Her zaman bir hedefi olması lazım bir insanın, Düzgün bir iş yaptığınız zaman başaramayacağınız hiçbir şey yoktur. Bir hikayemiz daha oldu şuanda. Gebze halk ekmekleri yönetimini organize ederek Gebze ‘deki halkımıza ucuz ekmek fırsatı sunuyoruz.
GÖLGE : Peki sizin ustalığınız var mı, ekmek yapmayı denediniz mi hiç?
AYDEMİR: Fırında ustalığım var yıllarca bu işin içerisinde olduk ekmekten pideye kadar işin her aşamasını bilirim , bu sebeple fırıncıların dertlerini de işlerinin zorluğunu da yakından bilirim.
GÖLGE : Nasrettin Bavaş’la nasıl başladı ortaklığınız ?
AYDEMİR: Nasrettin Bey’le birlikte 90 lı yıllarda siyasette tanıştık. Nasrettin bey ilçe başkanı bende yönetimdeyim . Bir gün ortaklık meselesini Nasrettin Bey’e açtım. Dedim ki ‘’ akaryakıt işi ile ilgileniyorsun beraber yapalım dedim. Sınır ticaretini o zaman serbest bırakmışlardı. ‘’ Bir tanker bulalım, yapalım’’ dedi. Öyle bir sohbette bulunduk. Sonra Kartal’da ilk arabamızı aldık, yurt dışından getiriyorduk mazotu, şehir merkezinde ufak arabalara dağıtıyorduk. Sınır kapıları kapanınca akaryakıt alımı da durdu bunun sonucunda bizimde ortaklık bitmek durumunda kaldı. Tekrar yıllar sonra inşaat işinde ortaklık yapmaya karar verdik. 30 senedir Nasrettin bey’le ortaklığımız devam ediyor. Akaryakıt işi bitince ben kendi başıma inşaat yapıyordum,Nasrettin Beyde kendisi inşaat işi yapıyordu. Büyük inşaat projeleri gelince beni çağırdı, ‘’ Kardeş gel sermayeyi birleştirelim, biz birbirimizin karakterini biliyoruz .’’ dedi . O bizi davet etti, büyük birkaç yap-sat projesi çıkınca beraber yaptık. Nasrettin Bavaş’la gün bu gündür beraberiz , şuanda ise mevcut projelerimiz var devam ediyoruz.
GÖLGE : Kooperatif kuruluş amacı neydi, amacınıza ulaştınız mı ?
AYDEMİR: Kısmen bazı hedeflerimize ulaştık. Şuanda 80 tane çalışan fırınımız var .2 bölge ve köyler olmak üzere.Kooperatif kuruluş amacı; kendi üyesini hakkını hukukunu savunmak, biz beledilere bağlıyız . Kafamıza göre zam yapma gibi bir şansımız yok. O anlamda tüm belediye başkanlarla iyi iletişim halindeyiz. Deprem döneminde fırınlarımız 24 saat görev yaptı, her fırıncının başında polis,jandarma, zabıta kontrol ettiler. 24 saat o zaman hizmet verdik , 20 gün boyunca tabi . O bölgeler çökmüş, buradan kamyonlarca ekmek gönderdik.
GÖLGE :Bunun maliyetini kim karşıladı devlet mi?
AYDEMİR: Tüm fırıncınlar bir kuruş kimseden istemedi. Hatay depreminde 10 gün boyunca her gün 5 bin ekmek götürdük. Hava limanından ekmek gidiyordu. 10 gün boyunca tek kuruş talep etmedik. Uçakta giden ekmekler daha sonra tırlarla gitmeye devam etti.Belediye topluyordu ekmekleri, biz her gün 5 bin ekmeği götürüyorduk. Sonra 2 bin ekmeğe düşürdüler.
GÖLGE- Pandemi döneminde ne yaptınız ?
AYDEMİR: Pandemi dönemi fırınlar serbestti. Pandemide çok mücadele ettik.O zor zamanlarda halkımıza en iyi şekilde yardımcı olmaya çalıştık.
GÖLGE : Sizin tesbit ettiğiniz veya üyelerden gelen sektörünüzün sorunları, beklentileri nelerdir?
AYDEMİR : Her sektörde olduğu gibi bizim sektörde de eleman sıkıntımız var. Şuanda ise büyük oranda emekli arkadaşlarımız işleri üstlenmekte. Ben kendi şubelerimde ekmek servisini kaldırdım. Şoför yok, eleman yok, arabayı kaldırdık. Pişirici olsun çırak olsun, eskiden ortaokuldan sonra çocuk okumayacaksa yetişmesi için fırına pastaneye verirlerdi. Sektöre 1991 başladım. Hakkımızı Gebze Belediyesi belirliyordu, Mehmet Emin Akın bey o dönemler belediye başkanıydı.Gebze halk ekmek fiyatımız , minibüs indi- bindi fiyatıyla birdi, Hatta bir toplantıda ‘’Abi sen minibüsçülere zam veriyorsun , bize neden vermiyorsun .’’ dedik. 250 gram ekmekle indi bindi minibüsle aynıydı. Şuan indi bindi 35 lira olmuş, 200 gram ekmeğimiz 15 Lira. Şuan ki normal değer o gün şartlarda bügünü kıyaslarsak ekmeğimiz 250 gram 30 Lira olması lazım
GÖLGE :Bundan 10- 20 seneki önce fırınlarla şimdikilerin fiziği yapısı çok farklı. Fırınlarda kafe havası var. Fırınlar nereye gidiyor , niye böle Kafeleşiyor?
AYDEMİR: Şimdi bizim sektörümüz sadece ekmek satışı yaparak ayakta tutunması mümkün değil. Şuan biz ekmeği 30 liradan satarsak, sadece ekmek yaparsak, o tezgah döner. Sektör zaten kendi kendine yeniliyor. 2 kilogram tatlı veya 2adet yaş pasta satabildiğin zaman bile, zar zor işleri döndürebiliyorlar. 90 fırın içinde belki 10 fırın dönebiliyor. Öbürlerin dönme şansı yok, fiziği şartları uygun değil sokağın içinde olabiliyor.Bizim yenilenen15 fırınımız oldu. Yeri kendi dükkanı olanlar yenileniyor. Simit, poğaça, açma, çay, kahvaltılık vs. kafe gibi çalışıyor. Kiracının yapma imkanı olmuyor maalesef.
GÖLGE : Birde askıda ekmek konusu var , bu konuda ne yapıyorsunuz ?
AYDEMİR: Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu bizim kiracımızdı. Tatlıkuyu’da ki bizim binanın üstünde oturuyorlardı. Bir gün kuru fasulye yaptık, güveçte İbrahim beye çıktı, sohbet ettik, dedi ki ‘’ Abi biz bir şeyler yapmak istiyoruz. Ne yapalım bir değişiklik yapalım ‘’ dedi. Bu arada güzel bir şey anlattı. ‘’ Eskiden kapılara bir şey koyulurdu, ben makineyi yapıyım siz ekmek verir misiniz ?’’ O işin mimarı Karaosmanoğlu’dur. Askıda ekmek işini ilk o başlattı.
GÖLGE : Ramazan ayları fırıncıların beklediği ay oluyor değil mi ?
AYDEMİR: Ramazan ayı fırıncılar için hem bereket hem yoğunluk demektir. Sahurda iftara kadar fırınlar hiç durmaz , pide yetişsin diye gece gündüz çalışılır. En çok beklentimiz düzen , anlayış e karşılıklı saygıdır. Vatandaşın sıcak ekmeğini , pidesini zamanında alabilmesi için ekstra emek verilir. Ramazanın ruhuna uygun şekilde davranılmasını vatandaşlarımızdan bekleriz.
GÖLGE : Nostalji yapacak olursak eski fırıncılıkla bugünkü fırıncılığı kıyasladığınız zaman eksisi artısı, iyisi kötüsü nasıl bir sonuç çıkarırsınız?
AYDEMİR: Ben ilk fırıncılığa başladığımda, Gebze Çavırova 26 fırındık. Kazanımızı atardık 10tane tuzsuz ekmek lazım. Tuzu atmadan ayırırdık, hamuru yoğuruverirdik.Şuanda 50 çeşit ekmek var. Bizim fırında da çıkıyor; Çavdar, Tam Buğday, Çekirdekli, Ekşili Mayalı, Yeşil Biberli, Papatya vs. Eski fırıncılık kalmadı. Şuan bizde sabah 5’de mesai başlıyor, gece 12’ye kadar. Ne Cumartesi var nede Pazar. Tatilimiz yok.
GÖLGE : Sizin fırınlarda yaş pasta var. Bazı fırınlarda da var. imalatı kendiniz mi yapıyorsunuz, o da bir ustalık maliyeti değil mi ?
AYDEMİR: Bizim şubelerimizde yaş pasta var ama tüm fırınlar bunu yapamıyor. Fiziki şartları müsait değil,imalatın ayrı olması gerekir. Tabi ki o da bir maliyet.
GÖLGE : Mehmet Bey , sizi okuyanlara, vatandaşlara ve Gebzelilere vermek istediğiniz nasıl bir mesaj var kendi meslektaşlarınıza da ?
AYDEMİR: Meslektaşlarımız çok vefakar ve cefakardır. Bizim ne Cumartesi nede Pazarımız var. Vatandaşlarımızdan ricamız; fırınlarda oluşabilecek yoğunluğa anlayış göstermeleri, yılın her günü en taze ve sağlıklı ürünü sunmak için gece gündüz çalışan fırıncı arkadaşlarımıza anlayışlı ve sabırlı olmalarını talep ediyoruz. Halkımızdan ricamızdır.