
Sanayicilerimizin, yatırımcılarımızın büyük kısmı da İstanbul kökenli sermaye, İstanbul’ dan gelip gidiyor. Pandemi döneminde Türkiye ‘de iller arası açılan servisler Gebze- İstanbul servisleri oldu.
Zaman zaman size olduğu gibi bize de fırça atan insanlar çıkıyor. Fırça atan için diyoruz ki ; Muhakkak bir sıkıntısı çıkıyor ya rahatlığı var , ya hakikat açamadığı ama bizde mevzuat gereği cevap veremedik diye düşünüyoruz.
Gebzespor’umuz çok büyük hayretlerle yürüyor. Buraya gelişi de biliyorsunuz , çok olağanüstü hayretlerle geldi . Bu konuda Zinnur Başkan’a , Yusuf Başkan’a, yönetimlerine teşekkür etmek lazım hakikaten , tebrik etmek lazım.
Ben işimi severek yaparım, severekte seçtim. Zorunluluktan seçmedim. Hukuk mezunuyum. Diğer dallarda da çalışabilirdim ama ben sınavlarına bile girmedim. Sadece kaymakamlığa girdim.
GÖLGE / ÖZEL RÖPORTAJ- Bizim meslekte tanıdığımız bazı isimler kolay kolay unutulmaz. Bu bir devlet adamıdır, bir siyasetçidir, bir sanayicidir veya sıradan bir vatandaş olabilir. Us’umuzda yer eden isimler mutlaka bir iz bırakmışlardır.
Mesela : Gebze’de bugüne kadar kaç kaymakam tanıdık , kimler geldi kimler geçti , sayısını bir çırpıda söylememiz mümkün değil. Ama bir Şeref Artar’ı unutmayız. Bir Abdulkadir Güzeloğlu hep aklımızdadır.
Şimdi de görünen o ki, Mehmet Ali Özyiğit ismi hafızamızda yer edecek. Özyiğit, Gebze’de dördüncü yılına yeni girmiş bir Kaymakam. Meslekte yılların tecrübesi, bilgi birikimi var ve tüm bu özelliklerini Gebze için seferber etmiş durumda..
Buna rağmen, bugüne kadar pek de alışık olmadığımız bir Kaymakam profili çizmesiyle kısa sürede dikkatleri üzerine çekerek, daha şimdiden ‘Gebze’de iz bırakacak bir Kaymakam’ olacak gibi.
Zira üç yılı aşkın süredir herkesin dilinde Kaymakam Mehmet Ali Özyiğit var. İnsani davranışları, devletin sevecen yüzünü yansıtması, erkin varlığını halka sıcak şekilde göstermesi, vatandaşın derdini kendi derdi belleyen, tüm bunlarla birlikte donanımlı devlet adamı edası , o’nun kısa sürede ilgi görmesine ve sevilmesine sebep oldu. Bırakın devlet kurumlarında esen Kaymakam Özyiğt rüzgarını , Gebze’de sokaktaki vatandaş bile ‘’ Kaymakam Mehmet Özyiğit ’’ ismini ezberlemiş durumda.
Bu alışılanın dışındaki Gebze’nin kaymakamını biz de merak ettik. Her sabah saat 08.’de bir devlet kurumunu ziyaret edip toplantılar yapan, her pazartesi bir okulun bayrak merasimine katılarak mesaiye başlayan, çoğu akşam saat 20’ye kadar makamında çalışan ‘’Kaymakam Mehmet Ali Özyiğit kimdir’’ diye kendimize sorup durduk.
Sizlerin de çok merak ettiğinizin düşünerek , çaldık Kaymakam Bey’in kapısını. Özel Kalemde polis memuru Yusuf Beyin ikram ettiği çayı içerken Kaymakam Özyiğit’in kapısı açıldı. Memleketi Konya’nın tüm sıcaklığını , samimiyetini taşıyan Kaymakam Özyiğit, tam da soy adına yakışan yiğit gibi sevecen karşıladı bizi.
Karşımızda devletin soğuk yüzü değil, tüm sıcaklığıyla bir devlet adamı vardı. İhlaslı bir kişiliğe sahip olduğu da her halinden belliydi. Kafamızdaki tüm soruları sormak, onu daha yakından tanımak için ses kaydedicimizin play düğmesine basarken , muhabirimiz Melek Güney’de bir biri ardına deklanşöre basıyordu.
Devlete harcanan bir ömürden özel hayatına, evliliğinden spora, müzikten sanata aklınıza gelebilecek her şeyi sorduk.
Fazla söze ne hacet… Buyurun sözü Kaymakam Özyiğit’e bırakalım. Virgülüne dokunmadan işte Gebze Kaymakamı Mehmet Ali Özyiğit.
GÖLGE: Sayın Kaymakamım, burası (Gebze) 10’cu görev yeriniz mi ?
ÖZYiĞiT: Bizim görev yerlerimizin adaylık dönemleri var , sonraki süreç var. Adeti çok fazladır.
GÖLGE: Gebze’de üçüncü yılınız oluyor değil mi ?
ÖZYİĞİT : Üç sene bitti, dörde döndük . İstanbul’dan vali yardımcılığından geldim.
GÖLGE: Gebze’ye gelmeden önce Gebze’yle alakalı neler biliyordunuz. Gezdiniz mi , araştırdınız , ya da İstanbul ‘da olduğunuz için biliyor muydunuz ? Nasıl bir Gebze vardı kafanızda , gelince ne gördünüz ?
ÖZYİĞİT : Biliyordum. İstanbul ‘dan Gebze’nin görülmemesi mümkün değil. Çünkü Gebze Kocaeli’mizin ilçesi , Kocaeli ‘ye bağlı. Ancak günlük iş değişi , sanayisi, ekonomisi iç içe , hep İstanbul’ da . O nedenle İstanbul ‘da çalışan herkes gibi bizde Gebze’yi yakında takip ediyorduk . Bu sadece ilgiden ibaret değil , görev gereğiydi. Çünkü hep iç içeydik. Düşünün Pandemi döneminde vilayetler arasında giriş çıkışlar kapatıldı. Pandemi dönemi İstanbul’daydım, Pandemide giriş çıkışlar kapatıldı, ilk İstanbul’a bilgi ve talep buradan geldi. Gebze’den sanayicilerden dediler ki ‘’ Biz fabrikaları çalıştıramıyoruz.’’ , ‘’ Niye çalıştıramıyorsunuz? ‘’ Dediler ki, ‘’ İşçi gelemiyor, işçi İstanbul ‘dan gelecek ki fabrikalar çalışsın. ‘’ Dolaysıyla bu şekilde İstanbul ’la iç içeliğini görmemek mümkün değil. Sanayicilerimizin, yatırımcılarımızın büyük kısmı da İstanbul kökenli sermaye, İstanbul’ dan gelip gidiyor. Pandemi döneminde Türkiye ‘de iller arası açılan servisler Gebze- İstanbul servisleri oldu. İşçi geliş gidiş nedeniyle diğer toplu ulaşım araçları Marmaray gibi buraya açıldı . Biz o nedenle nasıl ki İstanbul’un ilçelerini Tuzla , Başakşehir , Ümraniye , Üsküdar gibi biliyorsak , burayı da biliyorduk. Gebze’nin de yapısını , içeriğini , işleyişini biliyorduk.
GÖLGE: Gebze’ye gelmek size yabancılık, acemilik çektirmedi ?
ÖZYİĞİT : Hayır, çektirmedi . Tam tersine Gebze’ye gelmeyi bakanlıktan ben talep ettim . Kendim istedim . Bakanlıkta uygun gördü, dolaysıyla o şekilde Gebze’ye gelmiş oldum, görev i itibariyle.
GÖLGE: Peki geldiniz de ; Gebze’yle alakalı tespit ettiğiniz eksikliler nelerdi, mülkü amir olarak ne gibi sorunlar gördünüz ?
ÖZYİĞİT: Hayat tarzı İstanbul’la iç içe diye dediğimiz; aslında imkanlar itibariyle İstanbul’la bütünleşiyor . Marmaray muhteşem bir imkan, aynı zamanda İstanbul’a ulaşan üç ana karayolumuzun üçü de gene buradan geçiyor. Bu da imkan. Her zaman zaruret olduğunda çabuk ulaşabilecek bir Büyükşehir ve İstanbul. Bu da nimetlerden. Ama nimeti olduğu gibi İstanbul’un külfet olan unsurları da burada külfet. Nedir mesela ? Yerleşim yeri sık ve iç içe olduğu için yollar yetersiz. Parklar, otopark yetersiz . Kamu kurumları ve okullara ayrılan alanlar şehir içinde yetersiz. O nedenle Gebze’mizde biliyorsunuz yeni yapılan okullar şehir kenarına doğru, dışarıya doğru, bunu da mülkin mertebe ne yapıyoruz, küçük yaz grubu olan ilkokul ve ana sınıflarını mahallerde bırakıp, liseleri şehir dışına almaya hayret ediyoruz . En azından gençler daha elverişli şartlarla gider gelir diye . Ufak çocuklar mağdur olmasın diye. Millet Bahçesi açıldı, ne kadar iyi oldu, mutlu olduk, memnun olduk. Geldiğimde orası açık değildi , inşaatı devam ediyordu. Park yönünden, araç otoparkı yönünden, yolların darlığı yönünden , gene mesai başlangıcı ve bitişinde İstanbul’da da öyle burada da öyle yolların kalabalılığının yanında göbekler hep tıkalı . Çünkü bu niye ! Çünkü araç çok, yol dar, göbekler yetersiz. Ulaşıma ihtiyacı olan öğrencilerimiz, işçilerimiz yoğun. Gebze’de bu kadar fabrikanın olduğu yerde çalışmayı arzu eden herkesin iş bulduğu bir yerde , doğal olarak tarikte yoğun oluyor. Şehir içinde sabahları erken çıktığımızda zaman , İstanbul ‘dada sabah yedide itibariyle yoğun trafik başlar, burada da aynı. Dokuza kadar şöyle böyle süreç devam eder.
GÖLGE: Peki bunları tesbit ettikten sonra makam olarak tavsiye ve önlem açısından neler yaptınız ya da ne gibi çalışmalar sergilediniz ?
ÖZYİĞİT : Daire amirlerimizde sürekli , düzeli toplantılarımız olur. Daire amirlerimizden toplantılarımızda birinci beklentimiz ; birbirini iyi tanımaları. Bu ne işe yarayacak , kamu işleyişinde vatandaşın talebi olduğu zaman birbiriyle kopukluk olması, vatandaş arada uğraşmasın. İrtibat lazım. İkinci sorunumuz, hizmet akışında tereddüt yaşamasınlar. Üçüncü sorunumuz , Mutat işleyiş içerinde olan kurumlarımız gibi mutat işleyiş içinde olmayıp kendi işeyişinde olan kurumlarımızda var . Kara yollarımız gibi , Palgaz , su İSU gibi kurumlar , üniversitemiz gibi. Daire amirlerinle onlarla toplantılar yaparız . Bu nezaketle bir araya gelme toplantısı , bu arada bu tür sorunları da gündeme getiririz. Bu toplantılarda gündeme gelen sorunları ilgili birimler not alır , yapabildiğin en iyisini yapar . Çünkü yerleşim yeri, binalar bitmiş, burada yolları genişletmek için evleri yıkıp da yeniden yol yapmak mümkün değil . O halde akıllı olan iş ne? Yeni gelişim alanlarında geniş yollar ve parklar düzenleyip ona göre yapmak. Mevcut yerlerde de , mesela ; okul ziyaretlerimizde son dönemde ağırlıklı olarak gelen hadise, okul önlerindeki trafik nedeniyle velilerimiz, öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz sıkıntı çekiyor . Buna yönelik çok zaruri olanlara okul giriş çıkış saatlerinde , emniyetimiz ekip koymak suretiyle tedbir alıyor, yetişemediklerinde düzenleme adına yapılabilir. Bunları da belediyemize yazıyoruz , diyoruz ki ‘’ Öğretmenlerimizin şöyle şöyle bir talebi var, vatandaşlarımızın , velilerimizin böyle böyle bir talebi var, bunları değerlendirilip ilgililere önce cevap verilmesi.’’
GÖLGE: Sosyal yaşam içinde geçerlimi bu öneriler?
ÖZYİĞİT : Tabii ki . Bize gelen tüm müracaatları belediyelerimiz dahil, tüm ilgili kurumlara dağıtımı yapıyoruz ve cevap istiyoruz . Sadece o değil , sizler yoluyla basında yer alan konuları da yazı ile ilgili birimlere duyuruyoruz .Diyoruz ki bunun iç yüzü nedir , bunun iç yüzü nedir ilgilenelim, bu her zaman sorunu az önce binalarla ilgili verdiğimiz gibi , gidermek tarzı olmaya biliyor. Çünkü imkansızlık olabiliyor, onu tedbir alma. İlgilisine ve bize cevap ver diye. Sizlerden gelen, doğrudan gelme değil , basında yazdığınız o konuları da aynı üslupla yazıp ilgilendiriyoruz bilgi alıyoruz .
GÖLGE: Kaymakamım , ben sizi geldiğinizden beri görüyorum, dışarıda sahada. Bana , Ercan Sarıçam’a sorsalar ‘ Gebze kaymakam nasıl biri diye ? ’ diyeceğim ki devletin gülen yüzü. Ben öyle görüyorum.
ÖZYİĞİT : Teşekkür ederim
GÖLGE: Devletin Gülen Yüzü Kaymakam ‘a vatandaş geldiği zaman ne anlatıyor ? Derdi, sorununu , beklentisini ne oluyor? Nasıl bir beklentilerle geliyorlar ?
ÖZYİĞİT: Sizde yıllardır bu işin içindesiniz. Vatandaşlarımızı da iyi tanırsınız. Bizim vatandaşımızın öncelikli beklentisi ; adam hesabına alınıp , muhatap alınıp, dinlenilmesi. Sorunu çözülmese bile, çare bulunamasa bile beklenti bu. Her derdini çözmezsen ‘’ sen bu işi yarım yaptın’’ böle bir sözü yok. Diyor ki, ‘ beni dinle, beni dikkate al ‘
GÖLGE: Görmek bazen yetiyor değil mi? Yani, ‘ geldim , kaymakamı gördüm, beni mutlu etti ‘ O yetiyor vatandaşa değil mi ?
ÖZYİĞİT : İlgili kurumlarımızdan da beklentisi o aslında. O nedenle biz kurumlarımızda hep ‘’ Vatandaşımıza aman önem verelim, emniyet gösterelim , muhatap alalım, dinleyelim, mevzuat gereği yapamıyorsak açık sözlü olarak diyelim ki , biz bu talebenizi karşılamayacağız şu şu sebepten.’’ Hiç oyalamaya, farklı değerlendirmeye, vatandaşın buna yönelim bir beklentisi yok . Buna da mahal vermememiz lazım. Vermemeye gayret ediyoruz, dinliyoruz. Çözülebileceksek ilgileniyoruz. İlgili kurumlara yönlendiriyoruz, çözülemeyecekse de, ‘’ Diyoriz ki şu işin bu işin şu sebeple olamıyor.’’ Vatandaşın beklentisi bu. Toplumda gördünüz gibi , bizimde gördüğümüz gibi topumda her türlü insan var . Aslında beklenti üç aşağı beş yukarı kendi mazeretini izah ediyor . Bizde dinliyoruz, karşılayamadığınız ya da karşılamadığınız, şartlarda uygun olmadığı zamanda memnun olmayan , kızan insanlar çıkıyor. Zaman zaman size olduğu gibi bize de fırça atan insanlar çıkıyor. Fırça atan için diyoruz ki ; Muhakkak bir sıkıntısı çıkıyor ya rahatlığı var , ya hakikat açamadığı ama bizde mevzuat gereği cevap veremedik diye düşünüyoruz. Diyoruz ki birbirimizin halini anlayalım, birbirimizi üzmeyelim. O da diyor ki haklısınız. Birbirimizin halini anlayalım birbirimizi üzmeyelim. O da diyor ki haklısınız. Ondan sonra sarılarak gülerek ayrılıyoruz .
GÖLGE: Kaymakamım, Büyükşehir yasası devreye girdikten sonra köylerimiz mahalle oldu. Çok güzel köylerimiz var , 32 tane köyümüz vardı. Köy kültürü, köy havası çok farklı bir şey biliyorsunuz . Büyükşehirle birlikte köyler mahalle olunca, kaymakamlarında sanki biraz yükü kalktı, azaldı gibi oldu , değil mi?
ÖZYİĞİT : Köy statüsü kalktı ama biz gene köy gibi köylerimize gidiyoruz, mahallerimize gidiyoruz, ziyaret ediyoruz . Tüm daire amirleriyle de ediyoruz. Ben kendim de fazla sürmez , 2 ayda en geç 3 ayda bir köylerimizi turlarım, mutlaka giderim. Vatandaşlarla konuşuruz , sohbet ederiz, talepleri varsa dinleriz, ilgili kurumlara yazarız, cevabını alırız . Oradan kurumlara söyleriz. Mesela Ahatlı’daydık ; Dediler ki , ‘’ Bizim köyün merkezi yerleşimin dışında, mahallemiz var . ‘’ Buraya doğalgazı alamadık ‘’ Niye alamadınız? Dediler ki ‘’ Orman müsaade etmedi .’’ Onun üzerine orman müdürümüzle görüştük , orman müdürümüz dedi ki , ‘’ ilgili kurum, yani gazı götürecek olan kurum, ya da belediye ilgili yada kamu kurumu müracaat etmesi halinde biz geçit müsaadesi veriyoruz. .Ancak imar yolu , mesela Elbizli’de de arsalardan geçit sorunu oldu. Orada da üç hane , dört hane ana merkezinde mesafeli , orada da çıkış yapılamadı. Elbizli köyümüzde de sohbeti gündeme getirdiler, sorduk imar yolu yok. İmar yolu olmadığı içinde vatandaşın tarlasını bahçesini nerden geçireceksin. Sorun belediyemizin imarı tamamlayıp imar yolunu açması demek .
GÖLGE: O noktada mı siz devreye giriyorsunuz ya da girdiniz?
ÖZYİĞİT : Köylülerden bilgi alınca, ilgili kurumlardan zaruri olanları aradım. Diğerlerine de yazı yazdık. Dedik ki; köylüğümüz talebi var , bu talebi karşılamamız lazım. İnceleyip, karşılayıp karşılamadığınızı bize bildirin.
GÖLGE: Peki o bölgedeki sorun hal oldu mu kaymakamım ?
ÖZYİĞİT: O dediğim Ahatlı’da oldu. Oldu ama Elbizli’de yol açılması beklendi . Yine köyümüz Hatipler’deydi. Orada da dediler ki ; Belediye imar yapıyor , arsa büyüklükleri 400-500 metre kare . Bizim köy içi yerleşim yerlerinde metre kare olarak küçük, evimizin oturduğu yer var, bir de ufacık
bahçesi olan var olmayan var . ‘’ Eğer böyle olursa hepsi birbirine karışacak geçecek.’ dediler . Köyün merkez i böyle olmaması lazım. Oradan belediye başkanımızı aradım , dedim ki , ‘’ Başkanım vatandaşlar böyle söylüyor , bunu ne yapıyorsunuz, nasıl yapıyorsunuz ? ‘’ Dedi ki , biz zaten köy içi metre kare hesabına uymuyoruz, mevcut çerçevelenmiş bahçesi neyse onu parsel yapıyoruz .
GÖLGE: Zinnur Başkana değil mi?
ÖZYİĞİT : Tabii tabii . Dolaysı ile burada anladık ki bilgi akışı, eksiklik var . Onu giderdik. Bunun gibi köylerimizi ziyaret ediyoruz , hatır soruyoruz . Duraklı köyümüzde niye Mehmet Amca var, zaman zaman gider kahvesin içeriz . Kolonyasıyla , temizliğinle , tertibiyle, güzelliğiyle kahve tadıyla bir başka .
GÖLGE: Birde kaymakamım, geçerken Yağcılar Köyünde gözleme molası verilin, tavsiye ederim . 3- 5 kadın yapıyor , çok lezzetli .
ÖZYİĞİT : Öylemi , Yağcılarda. Belli bir gün var mı çıkartıyorlar
GÖLGE: Hafta sonu hariç hemen her gün çıkıyor, biliyorum. O köyde kadınlar yapıyor yol kenarında .
ÖZYİĞİT : O köye geçtiğimizde uğrarız, tavsiyenize uyalım .
GÖLGE : Kaymakamım, ben gazeteciliğe başladığım zaman , rahmetli Şeref Artar bu odada oturuyordu. Gebze’ de tanıdığım ilk kaymakam Şeref beydi. Alt katta adliye vardı. 2 hakim, 3 tane savcı görev yapıyordu. O yıllarda Şeref Artar’la oturduğum odada, şimdi sizinle oturuyorum. Gebze gibi saniyenin başkenti Gebze’ye bu bina kaymakamlığa yakışıyor mu ? Gebze bu noktada il olmaya hazır mı?
ÖZYİĞİT : Biliyorsunuz ki bu bina yakışmayı bırak, yetersiz. Yakışmazlığı kenara koyalım, bina çürük. Bodrumda açık sıvası açık olan yerler var, raporlandı . Çürük olduğu için de yeni bir binamız yapılacak ama yapılıncaya kadar geçici olarak prefabrik bina yapılıyor, Millet Bahçesi’nin içinde. Nasip olursa oraya taşınacağız.
GÖLGE: Gebze sizce il olmalı mı?
ÖZYİĞİĞT ; Şöyle . İl olma takdiri bir karar. Devletimizin taktiri ile alakalı bir karar. Bizim o manada söyleyebileceğimiz şu olur ; il yada ilçelik mevzuatına göre, değerlendirebilir . Ben Konyalıyım, Ereğli’ den. Diyebileceğim şu, il olması eğer Türkiye zaruret olursa onlardan biri de benim ilçem Ereğli. Çünkü Konya ‘ya 150 kilometre . Mesele Alanya. Çok Antalya ‘ya uzak oralar. Fakat benim fikrim benim ilçe olduğu halde , Türkiye’ de ulaşım , iletişim, irtibatlar kolaylaştı. Eskisi gibi gidip gelme zorlukları yok, il taktiri olmağı sürece , eskisi gibi çok zaruret yok. Ama ölçek olarak , bakarsanız buranın il olmayla ilgili ölçeklerde her konuda iyi . 2 tane konuda iyi değil. O da ne ? Kocaeli’mize 40 kilometre, İstanbul’ la sınır. Bu arada il olmalı mı ,yani bu çok mevzuata göre durum tespiti bakımından söylüyorum .
GÖLGE: Siz mevzuata göre cevap veriyorsunuz .
ÖZYİĞİT : Evet, çünkü taktir mevkiinde olanlar taktir ederler anca.
GÖLGE: Biz sizi buradan sonra vali olarak görebilir miyiz ?
ÖZYİĞİT: Biz devlete millete hizmet etmek üzere yetişmiş insanlarız. Devletimizin , milletimiz taktiri doğrultusunda hep hareket ederiz. Hangi konumda devletimizin istihdam ederse o bizim için şereftir .
GÖLGE: İlçe Sağlık Müdürü İlhan Kadıoğlu ve Milli Eğitim Müdürü Şenol Peksoy ile ilgili kurumları geziyorsunuz . Bunu vatandaşlar görüyor, bizde görüyoruz . O bire bir ilişkilerde nasıl bir duyguya giriyorsunuz, ne anlatıyorsunuz, size ne anlatıyorlar ?
ÖZYİĞİT: Mesela; okullarımızı ziyarette, mutlaka öğretmenlerimizi teneffüs arasında dersleri etkilenmeden dinliyoruz . Okulla ilgili, çevrenle ilgili, talepleri , talepleri ne olursa onları alıyoruz. İlgili birimlere ulaştırıyoruz . Diyorlar ki, ‘’ Ulaşımda zorlanıyoruz çünkü , trafik yoğun. Zamanında gelemiyoruz, toplu ulaşım uzakta bırakıyor, yeterince gelemiyoruz, geldik araç park yeri bulamıyoruz. Gibi tamamı okulun kendi bünyesinin dışındaki taleplerin hepsi şehrin genel olumsuzluğunu , rahatsızlığını anlatıyor, gündeme geliyor. Onun dışında tabi okullarımız tadilat ihtiyacı olan konular oluyor , düzenlenmesi gereken alanlar oluyor , bu konuda da belediyemiz ciddi anlamda , belediye gibi değil de diğer kamu kurumları gibi davranıyor. Taleplerimizi karşılama konusunda çok yapıcı arkadaşlarımızın uyumludur. Bizde öğretmenlerimizden tabi çok şey talep ediyoruz, ama hemen hemen hepsinden talep ettiğimiz şu; Zaman tüm dünyada insanların geleneklerini, milletlerin gelenek görenekleri , milletlerin örfünü adetini, insani değerleri değiştiriyor. Dolası ile, biz en azından şimdiki nesil hiçbir şekilde yaşlısı , genci, kadını , erkeği dindarı , az dindarı , alevisi, sunisi, selamlaşabilen, oturup kalkabilen , sohbet edebilen insanlarız. Çocuklarımız sosyal medya ve internet yoluyla bilgi beslenmesi yoğun , bu değerlerimizi çocuklara aktarma zorluğumuz olabilir. Bu konuda aman gayret edelim. Akademik başarı kadar bunu arzu ediyoruz sizden. İnsan kalabilsinler. Aynı binada oturup da önünü başını öne eğip, geçen görmezlikten gelen değil de selamlaşan , güler yüz gösteren, hal hatır eden , ihtiyacın haliyle onla ilgilenen konu komşu olsun. Çünkü insanlığın huzuru da burada. Bunu yapamayan insan mutlu olamaz.
GÖLGE: Kaymakamım , Gebze bir sanayi kenti. Size göre ‘’ Gebze’deki sanayi mi, sanayi deki Gebze’mi önemli’’. Gebzedeki sanayi mi sanayi deki Gebze’mi ?
ÖZYİĞİT: Öyle bir soru ki , yani hani derler ya , ‘ tavuk mu yumurtadan , yumurta mı tavuktan.’’ Aslında Gebze bunun içinde birbirini tamamlayan şehir hakikaten. Çünkü Gebze rastgele seçilmiş bir sanayi kenti değil . Bir kere en önemlisi vasfı , İstanbul . Neden ? Şimdi insanlar sanayi merkezimizin, ticari merkezimizin, sermaye merkezimizin, İstanbul’da olduğunu söylüyor , doğru mu doğru. Ama bunda sınırlı değil ki , vasıflı insanımızda ağırlıklı İstanbul ‘da. İstanbul deyince bunu geniş düşünmek lazım, sade İstanbul değil de, bu İstanbul’un tanımı içerisinde Kocaeli’de , Tekirdağ’da, Bursa‘ da var. Bu havza ; bizim sermayemizin, ticaretimizin, vasıflı insanımızın, nitelikli insanın içine sadece mühendis tarzı değil , sermayedar değil , usta . İyi nitelik işçi de burada. Çünkü götürdün mühendisleri, fabrikayı diyelim ki Adıyaman’a götürdün . Nitelikli usta yoksa tesisi kim çalıştırılacak. Mesela; İstanbul’da Altın Yıldız fabrikayı Çerkezköy ‘ e taşındı. Tabiri yerindeyse iki adımlık yer. Ama Altın Yıldız’ın genel müdürü dedi ki, ‘’ Nitelikli ustalarımızı götüremem ‘’ dedi. Çünkü talep çok İstanbul içinde, gitmek istemedi. O nedenle bizim bu bölge, Gebze’mizin içindeki olduğu bölge, ülkemizin en vasıflı insanların olduğu bölge. Bu nedenle yeni bir girişinde bulunmak istiyorsa bu bölgeye ya birleşik, ya içinde, yada çevresinde olmak durumunda oluyor. Çünkü neye , iklim kolay oluşmuyor. Yatırım iklimi, ticaret iklimi, insan potansiyel iklimi, bunların her birisi zamana zemine bağlı , bu bölgeye diğer bölgelerimizin ihtiyacı var . Fabrikasını götürenler oluyor bazen ama onunda fabrikanın beyni olan şirket merkezi , bu bölgede olmak durumunda. Her halükarda o yüzden Gebze ‘de sanayi sanayide Gebze her halükardadır .
GÖLGE: Gebzespor maçlarına gidiyorsunuz. Bazen de Gebzespor kaos yaşıyor yönetimle alakalı . İstikrarlı bir Gebzespor’un daha yükselmesi için size göre ne olması lazım ?
ÖZYİĞİT: Gebzespor’umuz çok büyük hayretlerle yürüyor. Buraya gelişi de biliyorsunuz , çok olağanüstü hayretlerle geldi . Bu konuda Zinnur Başkan’a , Yusuf Başkan’a, yönetimlerine teşekkür etmek lazım hakikaten , tebrik etmek lazım. Çünkü kolaylıkla yer alınamıyor. Bunu da bizim Gebzespor olarak yapmamız gereken bence, tesis donanımızı düzgün yapmak ve alt yapıya düzgün çalışmak . Çünkü kalıcı olan budur , öbür türlü yıllık diyelim ki bütçe ayırıyoruz, 50 lira bütçe ayırıyoruz. 50 lira bütçenize baktığımız zaman büyük oranda bu bütçe cari işleyişe ve futbolcu transferi ücretlerine gidiyor .Cari işleyişten kastımız ne? Yolculuk, otobüs , yeme içme, oturma kalkma , bu tür işleyişe gidiyor. İyi de bakınca kalıcı ne oluyor , kalıcı uzun vadeli bir şey yok. Bu peki bize mahsus mu, hayır ! Bu tabiatında var futbolun, o nedenle bizin dolanımlı , düzgün tesislerde alt yapı çalışmamız lazım. Sonrada üst yapınla ilgili diyorsak ki , nasıl gidiyor Türkiye deki büyük kulüpler nasıl gidiyorsa, aslında Gebze’de aynı gidiyor . Orada da zaman zaman çekişmeler oluyor, anlaşmazlık , sürtüşmeler, oluyor . Ama gayret eden insanlarla bu iş aşılıyor. Burada da gördüğümüz şimdi hem Zinnur Başkan hem Yusuf Başkan belediye başkanı olarak , kulüp başkanı olarak öyle ya da böyle ellerine sağlık, götürüyorlar. .Fenerbahçe’ nin içinde de sıkıntılar oluyor , Galatasaray’da da, Beşiktaş, Trabzonspor’da da .
GÖLGE: Hanfendi ne iş yapıyor ?
ÖZYİĞİT: Ev hanımı
GÖLGE : Nasıl tanıştınız ?
ÖZYİĞİT: Biz akrabayız aynı zamanda. Dolası ile eskide beri birbirimizi tanıyoruz , birbirimizi tanırız . 5 çocuğumuz var
GÖLGE: Kültür hayatınız ne durumda . Mesela saz çalar mısınız, sinemaya tiyatroya gider misin ?
ÖZYİĞİT : Sinema, tiyatroya arada çocuklar götürüyorlar, kendim kolay vakit ayıramıyorum. Bizim çocuklar zaman zaman beni de götürüyorlar , gidiyoruz. Bazen de bizim buraya Gebze alışveriş merkezimize yeni, derdi toplu sinema filmi geldiği zaman oranın iş yeri sahiplerinin temsilcisi haberdar eder, biz de ilçe olarak gideriz. Tabi bunlara vakit ayırmak kolay değil hakikaten.
GÖLGE :Edebiyatla ilginiz nasıl, ? Saz çalmak , türkü söylemek öyle bir şeyiniz var mı ?
ÖZYİĞİT: Saz çalmak benim en derin yaralarımdan birisi. Maalesef beceremiyorum, ama arzu ediyorum. Büyük kızlarım dediler ki , ‘’ biz gitar çalacağız’’ dedim ki katiyen olmaz. Önce dedim bağlama öğreneceksiniz , sonra bunu. Dolasıyla o konuda arzumuz hakikaten var, çocuklarda da devam ettiren olmadı. Sazları , gitarları var .
GÖLGE: Bir gün gelecek mutlaka emekli olacaksınız . Şuan o günleri düşünüyor musunuz, kafanızda bir şeyler var mı ? Yani ‘’ emekli olursam , şurada yaşarım, Gebze ‘de yaşarım , Konya ya dönerim, şu işi yaparım, evde otururum ‘’ gibi yani bu emeklilik süreci hiç düşünüp kafanızda oluyor mu düşünüyor musunuz?
ÖZYİĞİT : Ben işimi severek yaparım, severekte seçtim. Zorunluluktan seçmedim. Hukuk mezunuyum. Diğer dallarda da çalışabilirdim ama ben sınavlarına bile girmedim. Sadece kaymakamlığa girdim. Dolaysıyla mezun olduktan sonra kaymakam sınavlarına giriyorsunuz, yazılı mülakat süreci vakit alıyor. Bu süreçte de staj yaptım, aynı zamanda dolası ile avukat stajı yaptım .Emeklilikten sonra düşündüğüm hiçbir şey yok çalıştığın için. Ama nasip nerede olur bilmiyorum. Muhtemelen bu çevrede , çocukların yerleşimi de bizim muhtemelen yer seçimizi etkileyecek .
GÖLGE: Çocuklarınız nerede yaşıyor kaymakamım ?