İş insanı Can Kazan : ‘’ Annemin azmi gibi savaşçıyım ‘’

24 Eylül 2026 Saat: 18:27
İş insanı Can Kazan : ‘’ Annemin azmi gibi savaşçıyım ‘’
İş dünyasında isminden çokça konuşulan ve yönettiği üç şirketle yıldızı parlayan İnşaat Yüksek Mühendisi Can Kazan , Gölge Dergi’ye konuştu ;

Teknik bir disiplinin analitik zekâsını, insan odaklı güvenli yaşam alanları kurma vizyonuyla birleştiren genç bir müteşebbis.

Yalnızca projeleriyle değil; tatlı dilleri, güler yüzleri ve samimiyetleriyle hem iş dünyasında para, hem de insanların gönlünü kazanan bir ailenin gururu.

​Dijitalleşme, gençleşme  ve güçlü lobi adımlarıyla  Gebze KOBİ'lerinin sorunlarını dillendiren  ve çözüm arayan kararlı bir duruş.

​Sporla disiplini, sanatla detayları yakalayan; şantiyelerin tozundan modern ofislerin estetiğine uzanan çok yönlü bir yaşam felsefesi.

GÖLGE / ÖZEL RÖPORTAJ- Son zamanlarda Gebze iş dünyasında ismi en çok duyulan, en çok merak edilen isimlerin başında Can Kazan geliyor. İş dünyasında hangi kapıyı çalsak, hangi kapıyı açsak karşımıza o çıkıyordu. Sadece ticari merkezlerde değil; Organize Sanayi Bölgeleri’nde, Gebze, Darıca, Çayırova ve Dilovası eksenindeki hareketliliğin kalbinde hep onun izine rastlıyorduk.

HER YERDE O İSİM  KARŞIMIZA ÇIKIYORDU

Herkes gibi biz de bu ismi merak ettik ve araştırmaya koyulduk. Araştırdıkça, Can Kazan’ın bölgede iş hayatındaki dik duruşu, başarıları ve saygınlığıyla tanınan Leyla Kazan’ın oğlu olduğunu öğrendik. Annesinden aldığı köklü güç, kendi genç yetenekleri ve vizyonuyla birleşince ortaya gerçekten örnek alınması  gereken bir müteşebbis ve başarılı bir inşaat mühendisi çıkmıştı.

İşte bu başarı hikayesini yerinde dinlemek, sizlerin de yakından tanımasını sağlamak amacıyla yola çıktık ve Leyon Danışmanlık & İnşaat’ın kapısını çaldık.

​Gebze’de,  Osman Yılmaz Mahallesi İstanbul Caddesi  629/2 Sokak No:5 A Blok Kat 1 Daire 4 ‘de faaliyet gösteren Leyon Danışmanlık İnşaat Firması’nın merkez ofisinden içeri adımımızı attığımız ilk anda, işin doğrusu, burnumuzu okşayan harika bir hamur ve ev yemeği kokusu duyduk.

Ofis alanına öylesine lezzetli bir koku yayılıyordu ki, "Bu nedir?" diye sormadan edemedik. Yüzünden tebessüm  bir an olsun eksik olmayan ofis asistanının samimi ve güler yüzlü karşılamasıyla kendimizi kısa sürede bekleme salonunda bulduk.

KEKİN LEZZETİ DAMAĞIMIZDA KALDI

Girişte, Can Kazan ve annesi Leyla Hanım’ın Tuzla Deri Sanayi’ndeki kritik bir fabrikada süren uzun soluklu bir toplantı nedeniyle bize biraz gecikeceklerini öğrendik. Biz beklerken, o az önce burnumuzu okşayan güzel kokunun sahibi olan mutfak görevlisi, taptaze  kek ikramında bulundu. Sımsıcak ve olağanüstü lezzetli keki tadarken, bu ikramın bizim geleceğimiz haberiyle özellikle hazırlandığını öğrendik. Bu zarif düşünce bizi daha da mutlu etti; hatta içimizden, "Acaba Leyla Hanım ve Can Bey biraz daha geç gelse de biz birkaç dilim kek daha yesek mi?" diye geçirmeden edemedik.

İşte tam bu keyifli düşünceler  ortasındayken kapı aralandı. İçeriye, bölgenin iş dünyasında adından övgüyle söz ettiren Yüksek İnşaat Mühendisi Can Kazan ve annesi Leyla Hanım girdi.

ATATÜRK PORTRESİ ODAYA GÜÇ VERMİŞ

​Can Kazan’la samimi bir şekilde tokalaştıktan sonra çalışma odasına geçtik. Can’ın çalışma odası, son derece modern çizgilerle donatılmış, iç açıcı ve oldukça ferah bir alandı. Siyah kuş tüyü koltuklara yerleştiğimiz anda, karşı duvardaki siyah-beyaz Atatürk portresi hemen dikkatimizi çekti. Odaya bambaşka bir estetik, estetikten öte tarifsiz bir ağırlık ve asalet veriyordu, Atatürk’ün o anlamlı bakışları. Can Kazan’la karşılıklı çaylarımızı yudumlayıp sohbete koyulacağımız sırada odaya babası Murat Kazan girdi. Bu vesileyle Murat Bey’le de tanışma fırsatı bulduk.

KAZAN SOYADININ HAKKINI VERİYORLAR

​Kazan soyadından kaynaklanan kadim bir özellik olsa gerek; tatlı dilleri ve güler yüzleriyle insanları anında etki altına alıp kazanabiliyorlar. Yalnızca becerileri ve yetenekleriyle iş dünyasında para kazanmakla kalmıyorlar; samimiyetleriyle insanların gönlünü de kazanıyorlar. Yani soyadlarının hakkını, tam anlamıyla ve inkar edilemez bir doğal beceriyle yaşatıyorlar: Kazan kazan...

​Biz Murat Kazan’la sohbeti daha da derinleştirirken, ekibimizden Selami Özdemir, Can’ın kare kare deneme çekimlerine başlamıştı. O sırada ben de Leyla Hanım ve eşi Murat Bey’le güncel konular üzerine koyu bir sohbete dalmıştım. Ardından Can Bey’le röportajımızın startını verdik.

​Sizler onu çok daha iyi tanıyasınız, yakından anlayasınız diye; bu genç ve başarılı müteşebbisin çalışmalarını, iç dünyasını, ileriye dönük vizyon projelerini ve hedeflerini masaya yatırdık. Akıllardaki tüm merak soruları havada kalmasın, eksiksiz gidersin diye mikrofonumuzun "play" düğmesine bastık.

​İşte o kara yağız, yakışıklı, bekar ve geleceği parlak inşaat mühendisi Can Kazan’la gerçekleştirdiğimiz, virgülüne bile dokunmadığımız o çok keyifli  sohbetimiz. Buyurun bakalım...

GÖLGE-  Can Bey, sizi inşaat mühendisliği unvanınızla tanıyoruz, ancak aynı zamanda çok yönlü bir girişimcisiniz. OSGB ve İK sektörü gibi tamamen insan odaklı iki alanın liderisiniz. Teknik bir disiplinden gelip bu sektöre yönelmek nasıl bir dönüşümdü?

KAZAN- İnşaat mühendisliği bana öncelikle analitik düşünmeyi, problem çözmeyi ve bir işi planlı şekilde yönetmeyi öğretti. Ancak iş hayatına girdikçe şunu fark ettim: Hangi sektörde olursanız olun, başarının merkezinde insan var. OSGB ve insan kaynakları alanına yönelmem aslında mühendislikten tamamen kopuş değil, mühendislik bakış açımı farklı bir alana taşımak oldu. Bir tarafta yapıların güvenliğini düşünürken diğer tarafta insanların güvenliğini, çalışma hayatındaki verimliliğini ve doğru insanın doğru işle buluşmasını düşünmeye başladım. Benim için bu süreç, teknik bilgiyi insan odaklı yönetim anlayışıyla birleştirdiğim önemli bir dönüşüm oldu.

GÖLGE-  Gebze gibi Türkiye’nin sanayi kalbinde iş yapmanın kendine has dinamikleri var. Bu coğrafyada işletme sahibi olmak, dışarıdan görünenden farklı hangi zorlukları ve fırsatları barındırıyor?

KAZAN- Gebze’de iş yapmak ciddi bir sorumluluk. Çünkü burası yalnızca bir şehir değil; Türkiye ekonomisinin üretim damarlarından biri. Burada çok farklı sektörlerden, ölçeklerden ve kültürlerden işletmelerle karşılaşıyorsunuz. Bu çeşitlilik büyük bir fırsat olduğu kadar ciddi bir rekabet de yaratıyor. En büyük avantajımız ise sanayinin içerisinde olmak. Sorunları teoride değil, sahada görüyoruz. İşletmelerin gerçek ihtiyaçlarını anlayabiliyor ve hizmetlerimizi buna göre şekillendirebiliyoruz. Gebze’de kalıcı başarı için yalnızca ticari düşünmek yeterli değil. Güvenilir olmak, sözünüzün arkasında durmak ve bölgenin gelişimine katkı sağlamak gerekiyor.

GÖLGE-  Anneniz Leyla Kazan, Gebze iş dünyasında başarısıyla, duruşuyla ve disipliniyle bilinen çok güçlü bir iş kadını. Sizin kariyerinizde ve karakterinizde Leyla Hanım’ın izleri nasıl şekillendi?

KAZAN- Annem benim için sadece annem değil, aynı zamanda en önemli öğretmenlerimden biri oldu. Çocukluğumdan itibaren iş disiplinini, insan ilişkilerinde güvenin önemini ve verilen sözün arkasında durmanın değerini gözlemleyerek büyüdüm. Onun en önemli özelliklerinden biri, karşısındaki insanın kim olduğuna bakmadan işini ciddiyetle yapmasıdır. Ben de bunu kendime prensip edinmeye çalışıyorum. Elbette kendi karakterimi ve kendi iş yapış biçimimi oluşturdum. Ancak bugün sahip olduğum birçok değerin temelinde annemden öğrendiğim disiplin, sabır ve mücadele anlayışının olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

GÖLGE-  Leyla Hanım’ın iş hayatındaki başarıları ve liderliği malum. Evdeki Leyla Hanım ile iş yerindeki Leyla Hanım arasında nasıl bir denge var? Sizi en çok hangi konuda törpüledi ya da yönlendirdi?

KAZAN- İş hayatındaki Leyla Hanım ile evdeki annem arasında elbette fark var ama disiplin konusunda çok büyük bir fark olduğunu söyleyemem. Beni en çok yönlendirdiği konu, acele karar vermemek ve bir işi sadece bugünü düşünerek değerlendirmemek oldu. Bazen genç yaşın verdiği enerjiyle hızlı hareket etmek isteyebiliyorsunuz. Annem bana çoğu zaman biraz durup daha geniş açıdan bakmayı öğretti. Bugün iş hayatında karar verirken yalnızca “Şimdi ne kazanırım?” diye değil, “Bu karar uzun vadede nasıl bir değer oluşturur?” diye düşünüyorsam bunda onun büyük payı var.

GÖLGE- Yaklaşan GTO seçimleri iş dünyasının en sıcak gündemi. 33. Meslek Komitesi’nde anne-oğul gibi güçlü bir bağın ve temsilin varlığı dikkat çekiyor. Bu komitede anneniz komite başkanı olarak bayrağı taşıyor. Bu süreç sizin için ne ifade ediyor?

KAZAN- Ben bu süreci öncelikle bir aile meselesinden ziyade bir sorumluluk olarak görüyorum. Annemin yıllardır edindiği tecrübenin yanında benim de yeni neslin bakış açısını ve enerjisini ortaya koyabilmemiz önemli. Aslında ben 20. Komitede komite üyesiyim ama anne-oğul olarak da aynı komitede ismimizin anılması elbette gurur verici. Fakat burada asıl önemli olan soyadı değil, temsil ettiğimiz sektör ve bize güvenen insanların beklentileri. Bizim amacımız sadece bir dönemi geçirmek değil, 33. Meslek Komitesi’nin üyelerine ve bölge ekonomisine gerçek anlamda katkı sağlayabileceği bir çalışma kültürü oluşturmak.

GÖLGE- 33. Meslek Komitesi’nin sektörel olarak temsil ettiği alanlar çok kritik. GTO çatısı altında yeni dönemde komite olarak hayata geçirmeyi hedeflediğiniz en acil projeler nelerdir?

KAZAN- Bizim önceliğimiz, üyelerimizin sorunlarını sahadan doğrudan dinlemek ve bu sorunların çözümü için ilgili kurumlarla daha güçlü iletişim kurmak. Özellikle mevzuat, nitelikli iş gücüne erişim, mesleki eğitim, iş sağlığı ve güvenliği, insan kaynakları ve sektörler arası iş birliği konularının önemli olduğunu düşünüyorum. Bunun yanında yalnızca sorunları dile getiren değil, çözüm önerileri geliştiren bir komite olmak istiyoruz. Üyelerimizin birbirleriyle daha fazla iletişim kurduğu, bilgi ve tecrübe paylaşımının arttığı bir yapı oluşturmak da hedeflerimiz arasında.

GÖLGE- İş dünyasının sert rüzgârları arasında insan kaynakları (İK) ve OSGB sektörü son yıllarda büyük bir evrim geçirdi. Geleneksel insan yönetimi yerini neye bırakıyor? Siz şirketinizi bu değişime nasıl adapte ediyorsunuz?

KAZAN- Artık insan kaynaklarını yalnızca işe alım ve personel süreçlerinden ibaret görmek mümkün değil. Çalışan deneyimi, yetenek yönetimi, çalışan bağlılığı, verimlilik ve kurum kültürü giderek daha fazla önem kazanıyor. OSGB tarafında da benzer bir dönüşüm var. İş sağlığı ve güvenliğini yalnızca mevzuat gerekliliği olarak değil, kurum kültürünün bir parçası olarak ele almak gerekiyor. Biz de şirketlerimizin ihtiyaçlarını yalnızca “yasal zorunlulukları yerine getirmek” perspektifiyle değil, onların daha güvenli, verimli ve sürdürülebilir çalışma ortamları oluşturmasına katkı sağlamak amacıyla değerlendiriyoruz.

GÖLGE- Yoğun iş temposu, komite çalışmaları, OSGB ve İK firmalarının operasyonel yükü… Bu koşturmaca içinde Can Kazan kendi ruhunu ve zihnini nasıl dinlendiriyor? Özel hayatınızda sizi en çok ne besler?

KAZAN- İş hayatı ne kadar yoğun olursa olsun insanın kendisine ayırdığı zamanın çok önemli olduğuna inanıyorum.Benim için en önemli şeylerden biri sevdiklerimle kaliteli zaman geçirmek. Bunun yanında spor yapmak, farklı ortamlarda bulunmak ve mümkün olduğunca iş gündeminden uzaklaşmak zihnimi toparlamamı sağlıyor.Aslında dinlenmenin sadece hiçbir şey yapmamak olmadığını düşünüyorum. Bazen yeni bir yer görmek, farklı insanlarla sohbet etmek veya sadece kendinizle baş başa kalmak da insanı çok ciddi şekilde yeniliyor.

GÖLGE- Sosyal hayatınızda spora ve sanata olan ilginiz nasıldır? Modern iş insanının sporla ve sanatla kurduğu bağ, işteki başarısını nasıl besler?

KAZAN- Sporun iş hayatına doğrudan katkısı olduğuna inanıyorum. Disiplin, sabır, hedef koyma ve başarısızlık karşısında yeniden ayağa kalkma gibi kavramları spor çok iyi öğretiyor. Sanat ise biraz daha farklı bir açıdan insanı besliyor. Bakış açınızı genişletiyor, yaratıcılığınızı geliştiriyor. İş hayatında sürekli rakamlar, hedefler ve problemler arasında kalırsanız bir süre sonra dünyaya yalnızca tek bir pencereden bakmaya başlayabilirsiniz. Spor ve sanat o pencereyi genişletiyor.

GÖLGE-  Gebze gibi sanayinin ve gri tonların baskın olduğu bir şehirde odakta olmak zor mu? Bu alanda iş insanlarına düşen sorumluluklar nelerdir?

KAZAN- Gebze’nin gri tonlarından çok üretim gücünü görüyorum. Burası çok büyük bir ekonomik potansiyele sahip. Ancak bu potansiyelin yanında sosyal ve çevresel sorumluluklarımızın da olduğunu düşünüyorum. İş insanı sadece kendi şirketinin büyümesini düşünmemeli. İstihdam yaratmak, gençlere fırsat sunmak, çalışanların gelişimine katkı sağlamak ve yaşadığı bölgeye değer katmak da iş insanlığının bir parçası. Ben başarıyı biraz da “Benden sonra burada ne değişti?” sorusunun cevabıyla ölçüyorum.

GÖLGE-  Geleceğe dönük hedefleriniz nelerdir? 5 yıl sonra Can Kazan’ı nerede, hangi büyük vizyonun başında göreceğiz?

KAZAN- Önümüzdeki beş yılda daha kurumsal, daha güçlü ve farklı alanlarda birbirini tamamlayan bir iş yapısının içerisinde olmayı hedefliyorum.Benim için büyümek yalnızca şirket sayısını veya ciroyu artırmak değil. Doğru ekipleri kurmak, sürdürülebilir sistemler oluşturmak ve markalarımızı bölgesel ölçekte güçlü yapılara dönüştürmek daha önemli.Aynı zamanda mühendislik, iş sağlığı ve güvenliği, insan kaynakları ve sanayi alanındaki tecrübelerimizi bir araya getiren daha büyük projeler üzerinde çalışmak istiyorum.Beş yıl sonra geriye dönüp baktığımda “Sadece büyümemişiz, bulunduğumuz sektöre ve bölgeye de değer katmışız” diyebilmek benim için en büyük hedef.

GÖLGE-  Türkiye’de girişimci olmak, özellikle genç yaşta bu denli büyük sorumluluklar almak cesaret ister. Yeni nesil girişimcilere, özellikle kendi işini kurmak isteyen genç mühendislere ve profesyonellere ne tavsiye edersiniz?

KAZAN- Öncelikle sabırlı olmalarını tavsiye ederim. Genç girişimcilerin en büyük yanılgılarından biri, başarıyı çok hızlı elde etmeleri gerektiğini düşünmeleri. Oysa sağlam bir yapı oluşturmak zaman alıyor. İkinci olarak, çok iyi bildikleri bir alanda uzmanlaşmalarını ve işin mutfağından geçmelerini öneririm. Sadece yönetmeyi değil, işi yapmayı da bilmek gerekiyor. Ve bence en önemlisi; başarısızlıktan korkmamak. Her kararınız doğru olmayabilir. Önemli olan yanlış karardan ders çıkarıp bir sonraki adımınızı daha güçlü atmaktır. Genç mühendislere özellikle şunu söylemek isterim: Teknik bilginizi ticari ve iletişim becerilerinizle birleştirin. Çünkü iyi mühendislik yapmak ile iyi bir iş kurmak birbirinden farklı yetkinlikler gerektiriyor.

GÖLGE-  İş dünyasında sert kararlar almak kaçınılmazdır. Can Kazan, bugüne kadar aldığı en zor kararda neye göre hareket etti? Duygularınızla mantığınız arasında kaldığınızda pusulanız ne olur?

KAZAN- Duyguların olmadığı bir iş hayatı düşünemiyorum. Sonuçta hepimiz insanız. Ancak önemli kararlar verirken duyguların kararın tamamını yönetmesine izin vermemek gerekiyor. Benim pusulam genellikle üç şey oluyor: Doğruluk, uzun vadeli sonuç ve vicdan. Bir karar kısa vadede kazançlı görünüyor ama uzun vadede güven kaybettirecekse benim için doğru karar değildir. İş hayatında para yeniden kazanılabilir, ancak güveni kaybettiğinizde yeniden kazanmak çok daha zordur.

GÖLGE-  Gebze Ticaret Odası’nın bölge ekonomisindeki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz? GTO, önümüzdeki dönemde üyelerine ve sanayicilere daha fazla nasıl katma değer sağlayabilir?

 KAZAN- Gebze Ticaret Odası’nın bölgedeki işletmelerin sesi olması açısından çok önemli bir konumu var.Bence önümüzdeki dönemde GTO’nun en büyük gücü, üyeleri ile kamu kurumları, yerel yönetimler ve sanayi kuruluşları arasında daha güçlü bir köprü oluşturması olabilir.Ayrıca eğitim, dijitalleşme, nitelikli iş gücü, genç girişimcilik ve sektörel iş birlikleri konusunda daha fazla proje üretilebilir.Ticaret odalarının yalnızca üyelerin sorunlarını dinleyen değil, çözümün bir parçası olan kurumlar haline gelmesi gerektiğini düşünüyorum.

GÖLGE- İş dünyasında başarı genellikle ciro, kâr marjı ve büyüme rakamlarıyla ölçülür. Sizin için başarının gerçek tanımı nedir? Hangi an “Ben başardım” dediğiniz andır?

KAZAN- Ciro ve kârlılık elbette bir şirketin sağlıklı olduğunu gösteren önemli göstergeler. Ama benim için başarının tamamı bunlardan ibaret değil. Bir çalışanın sizinle çalışmaktan gurur duyması, bir müşterinin sizi güvenilir bir çözüm ortağı olarak görmesi veya bir insanın sizin sayenizde kendisini geliştirme fırsatı bulması da başarıdır. “Başardım” dediğim tek bir an olduğunu düşünmüyorum. Çünkü her hedefin arkasından yeni bir hedef geliyor. Ben daha çok şu noktada kendimi başarılı hissediyorum: Bir işi benden bağımsız olarak da doğru şekilde yürütebilen bir ekip ve sistem oluşturduğumda.

GÖLGE-  Aile şirketlerinin kurumsallaşma sürecindeki sancıları biliniyor. Siz hem aile mirasını koruyan hem de kurumsal akılla yöneten bir yapı kurdunuz. Bu dengeyi nasıl koruyorsunuz?

KAZAN- Aileden gelen tecrübeyi korumak önemli, ancak bir şirketi yalnızca aile ilişkileriyle yönetmek doğru değil. Benim için aile değerleri ile kurumsal yönetim birbirinin alternatifi değil. Aileden gelen güven, çalışma kültürü ve tecrübeyi korurken; karar alma süreçlerinde liyakat, performans, şeffaflık ve profesyonel yönetim anlayışını ön planda tutmaya çalışıyoruz. Bence aile şirketlerinde en önemli konu, “Aile nerede başlıyor, profesyonel yönetim nerede devreye giriyor?” sorusuna doğru cevap verebilmek.

GÖLGE- Sektörünüzde (OSGB ve İK) karşılaştığınız en büyük yapısal sorun nedir ve devletten/yerel yönetimlerden bu konuda beklentiniz nedir?

KAZAN- Sektörümüzün en önemli sorunlarından biri, bazı işletmelerde iş sağlığı ve güvenliğinin hâlâ bir maliyet kalemi olarak görülmesi. Oysa iş sağlığı ve güvenliği bir maliyet değil, doğrudan insan hayatıyla ve sürdürülebilir işletmecilikle ilgili bir yatırım. Burada mevzuatın yanında bilinç seviyesinin de yükselmesi gerekiyor. Devlet ve yerel yönetimler tarafında beklentimiz ise sektör paydaşlarıyla daha fazla istişare yapılması, uygulamada karşılaşılan sorunların birlikte değerlendirilmesi ve mevzuatın sahadaki gerçekliklerle daha uyumlu hale getirilmesi.

GÖLGE- Teknoloji iş yapış biçimlerimizi kökten değiştiriyor. Yapay zekâ, otomasyon ve dijitalleşme sizin işlerinizi nasıl dönüştürüyor? Gelecekte insan unsuru bu denklemde nerede duracak?

KAZAN- Yapay zekâ ve otomasyonun iş dünyasını çok ciddi şekilde değiştireceği artık tartışmasız. Biz de süreçlerimizi mümkün olduğunca dijitalleştiriyor ve teknolojiyi verimliliğimizi artıracak bir araç olarak görüyoruz. Ancak teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin insan unsurunun ortadan kalkacağını düşünmüyorum. Özellikle İK ve iş sağlığı güvenliği gibi doğrudan insanla temas eden sektörlerde empati, iletişim, güven ve doğru karar verme gibi özellikler hâlâ çok önemli. Bence gelecekte başarılı olacak şirketler “insan mı teknoloji mi?” diye sormayacak. Teknolojiyi insanın gücünü artırmak için nasıl kullanabileceklerini düşünecek.

GÖLGE -Hayatınızın dönüm noktası diyebileceğiniz, “İşte şimdi kendi yolumu çizdim” dediğiniz anı bizimle paylaşır mısınız?

KAZAN- Kendi yolumu çizdiğimi hissettiğim dönem, aldığım sorumlulukların artık sadece bana verilen görevler olmaktan çıkıp benim verdiğim kararların sonuçlarına dönüşmeye başladığı dönemdi. Bir noktadan sonra yaptığınız işin arkasında kendi isminizin ve kendi imzanızın olduğunu hissediyorsunuz. Benim için asıl dönüm noktası da buydu. Aileden gelen tecrübeyi ve birikimi reddetmeden, onun üzerine kendi bakış açımı ve kendi mücadelemi koymam gerektiğini fark ettim.

GÖLGE- Sizce “Sanayideki Gebze mi, Gebze’deki sanayi mi” önemlidir, neden?

KAZAN- Ben bu ikisini birbirinden ayırmanın mümkün olmadığını düşünüyorum. Sanayi Gebze’nin ekonomik gücünü oluşturuyor ama Gebze de sanayinin ihtiyaç duyduğu insan kaynağını, yaşam alanını ve sosyal yapıyı oluşturuyor. Dolayısıyla “Sanayideki Gebze” de “Gebze’deki sanayi” de birbirini tamamlıyor. Asıl hedefimiz sanayinin büyüdüğü, istihdamın arttığı ama aynı zamanda insanların yaşamaktan mutlu olduğu, sosyal ve kültürel olarak gelişen bir Gebze oluşturmak olmalı. Benim için güçlü Gebze; güçlü sanayi, güçlü insan kaynağı ve güçlü bir şehir kültürünün birlikte var olması demek.

GÖLGE-  Son olarak, bu röportajı okuyan Gebze iş dünyasına, dostlarınıza ve geleceğin iş insanlarına vereceğiniz en son mesaj nedir?

KAZAN- Gebze çok güçlü bir potansiyele sahip. Burada çok değerli insanlar, çok güçlü sanayi kuruluşları ve çok ciddi bir girişimcilik kültürü var. Benim herkese mesajım şu olur: Rekabet edelim ama birbirimizin gelişimine de katkı sağlayalım. Çünkü birimizin başarısı diğerimizin başarısının önünde bir engel olmak zorunda değil. Gençlere ise özellikle şunu söylemek isterim: Kendinize güvenin, çok çalışın ama sadece çalışmakla yetinmeyin; öğrenin, değişime açık olun ve insan ilişkilerinize yatırım yapın. Ben iş hayatında en değerli sermayenin sadece para değil, güven ve itibar olduğuna inanıyorum. Ve Gebze’nin geleceğinin, bugün bu şehirde emek veren insanların vizyonuyla şekilleneceğine inanıyorum

Can Kazan Kimdir?

1993 yılında Gebze’de doğan Yüksek İnşaat Mühendisi Can Kazan, eğitim hayatını inşaat mühendisliği alanında tamamladıktan sonra akademik gelişimini sürdürerek Yüksek İnşaat Mühendisi unvanını aldı.

Mesleki kariyerinde özellikle statik projelendirme, yapı performans analizleri, deprem mühendisliği, güçlendirme ve uygulama projeleri üzerine çalışmalar gerçekleştirmektedir. Sanayi yapıları ve üretim tesisleri başta olmak üzere farklı ölçeklerdeki projelerde; teknik analizden projelendirmeye, saha uygulamasından mühendislik koordinasyonuna kadar birçok süreçte aktif rol almaktadır.

Bugüne kadar çeşitli sanayi kuruluşlarına yönelik statik, performans ve uygulama projelerinde görev alan Can Kazan, çalışmalarında yapı güvenliği, teknik doğruluk ve sürdürülebilir mühendislik anlayışını ön planda tutmaktadır. Leyon Mühendislik bünyesinde mühendislik faaliyetlerini sürdüren Can Kazan, aynı zamanda KS Global yapılanması içerisinde mühendislik ve endüstriyel çözümlerin geliştirilmesine katkı sağlamaktadır.

Genç yaşına rağmen sahada edindiği tecrübe, disiplinli çalışma anlayışı ve yenilikçi bakış açısıyla mesleki yolculuğunu sürdüren Can Kazan; mühendisliği yalnızca bir teknik uzmanlık alanı değil, insan hayatına ve geleceğe karşı sorumluluk taşıyan bir meslek olarak görmektedir.

Kariyer hedefini ise; güvenli, dayanıklı, sürdürülebilir ve geleceğin ihtiyaçlarına cevap veren projeler üretmek üzerine şekillendirmektedir. Can Kazan bekardır.

YORUMLAR

Lütfen Resimdeki kodu yazınız