
"Darbe" kelimesini ilk rahmetli babamdan duymuştum.
Babam derdi ki: "Oğlum darbe gasptır, hırsızlıktır. Sandıkta kazanamayanın silah zoruyla milletin iradesini gasp etmesidir." 12 Eylül 1980 sabahı babam darbeyi böyle anlatmıştı bana.
15 Temmuz 2016 gecesi o kelimeyi bir daha duyduk.
Ama bu seferki babamın anlattığından da öteydi.
Bu; milletin inancına, bayrağına, devletine yapılmış alçak bir işgal girişimiydi.
Adı FETÖ.
Yıllarca "hizmet" dediler, "gönül insanları" dediler. Meğer devletin kılcal damarlarına sızmış bir terör örgütüymüş.
Öğretmen kılığıyla, hakim cübbesiyle, asker üniformasıyla vatanı satmak için gün sayıyorlarmış.
O gece ne yaptılar?
Tankları sokağa sürdüler. Uçaklarla milletin meclisini bombaladılar. Gencecik Mehmetçiği "tatbikat var" deyip kandırıp sokağa döktüler. 251 şehidimiz var. 2196 gazimiz var.
Bu milletin evladına kurşun sıkan, bu vatanı pazarlamaya kalkan alçaktır, haindir.
Ama hesap edemediler ki, bu millet artık darbeye , o zulümde olanlara asla geçit vermeyecek, can pahasına da olsa. Bu milletin demokrasiyi, sandığı, özgürlüğü nasıl idrak ettiğini hesap edemediler.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan "Meydanlara inin" dedi.
Ve 85 milyon indi. Silahı yoktu. Tankı yoktu. Ama imanı vardı.
O gece Türkiye’de sağcı-solcu kalmadı. Alevi-Sünni kalmadı. Tek kimlik vardı: ‘’ TÜRK MİLLETİ.’’
Ve millet kazandı. Milli irade kazandı.
Cumhurbaşkanımızın gücü, milletin kendisine olan bağlılığı ve sevdası da o gece bir daha tescillendi.
Ben Gebze’yi bilirim.
Bu şehir gaspı sevmez. Hırsızlığa geçit vermez.
15 Temmuz gecesi ‘ Kent Meydanı ‘ sabaha kadar boş kalmadı. İlçe Emniyet Müdürlüğü, İlçe Jandarma Komutanlığı önü vatanseverlerle doldu taştı. Belediye Başkanı Adnan Köşker ile birlikte günlerce sabahladık meydanda binlerce Gebzeliyle. Başkan Köşker mikrofonu eline aldı eline aldı: "Gebze ayakta" dedi. Sanayiden işçi kardeşlerimiz vardiyayı bıraktı geldi. Esnaf kepenk kapattı, elinde bayrakla koştu. Arapçeşme’den, Sultanorhan’dan, İstasyon’dan, Köprü’den konvoylar geldi. Tekbirler, dualar sabaha kadar yükseldi. Gebze o gece şehitlere yandı, gazilere ağladı ama vatana ihanet etmedi.
Her şerde bir hayır vardır.
15 Temmuz bize şunu öğretti: Bu millet artık darbe mantığını asla kabul etmeyecek. Teknolojinin çağında, demokrasinin nimetlerini bilen bu millet, silah zoruyla yönetime el koymayı reddediyor.
Anayasa dışına çıkanlar, devletin silahını devlete doğrultanlar en ağır şekilde cezalandırıldı. Tarihe "kara bir leke" olarak geçtiler.
Ama defter kapanmadı. FETÖ’nün siyasi ayağı, finans ayağı, yurt dışındaki uzantıları… Kökü kazınana kadar bu mücadele sürecek. Ve kesinlikle sürmeli.
Son sözüm şu ; Darbeyi savunana, darbeye teşebbüs edene, darbeyi özleyene, darbeye zemin hazırlayana, darbeyi aklından geçirene lanet olsun.
Şehitlerimize borcumuz var. Gazilerimize borcumuz var.
O borcu bu bayrağı yere düşürmeyerek, bu ezanı susturmayarak, her 15 Temmuz’da meydanlarda toplanarak ödeyeceğiz. 10 yıl geçti. Yara taze. Ama inanç daha diri.
15 Temmuz’u unutmayacağız.