
Gebze Ticaret Odası’na yönelik artan yoğun kulisler, aslında iki detayı yansıtıyor. En azından benim algılamam o yönde.
1-Mevcut Başkan Abdurrahman Aslantaş’ın iki yılda kazandığı deneyim, iş dünyası ile olan ilişkileri, kamuoyunda elde ettiği tanınmışlık , edindiği iş çevresi ve şahsına münhasır beşeri başarısı ile bu kez üye bazında kazanım elde etmek.
2- ‘’ Emanetçi Başkan’’ kalıbından soyutlamak ve ‘‘Aslantaş Başkan’’ kimliği ile GTO tarihinde kazanarak göreve gelmiş üçüncü isim olabilmek.
Dikkat ederseniz konuya direk Aslantaş cephesinden girdim. Çünkü şu ana kadar bana intikal etmiş, Aslantaş harici herhangi bir aday ismi yok. Veya adaylığı gönlünden geçiren birisi gelip de ‘’Ercan Bey , GTO için ben de adayım. Bu yönde çalışıyorum, hazırlık içindeyim. ‘’ demiş değil.
Gerek kulislerde , gerekse Gebze iş dünyasında sokağa yansıyan fotoğraf böyle olunca , Abdurrahman Aslantaş’tan başka bir ismin yol yürüme şansı da görünmüyor. Çünkü ortada ilan edilmiş, niyetlenmiş , kulağımıza fısıldanmış başka bir isim yok. Görünürde de yok , bilinen de yok.
Diyeceksiniz ki ,‘’ Seçimler yıl sonuna doğru yapılacak. TOBB anca Eylül-Ekim gibi izin verir. Vakit var daha. ‘’ Belki haklısınız , lakin 28 bini aşkın üye sayısı ile koca bir kent olan GTO için beş-altı ay zaman dilimi, karpuzda çekirdek gibi kalır. O yüzden ‘’Atı alan Üsküdar'ı şimdiden geçmeye başlamış ‘’ demek daha doğru olur.
Bir de madalyonun diğer yüzü var….
Başkan Abdurrahman Aslantaş’a bu çerçeveden bakıp , biraz irdeleyelim.
Üye bazında gördüğü ciddi destek ve güçlü isimlerden kazandığı müthiş güven ile iki yıl önce elde ettiği başkanlık koltuğunda, bu kez çok daha güçlü ve emanetçiliği toprağa gömmüş olan bir Aslantaş görebiliyoruz.
Dikkat ederseniz ikidir ‘emanetçi’ kelimesini kullandım.
Bunun sebebi çok açık. Nail Çiler’den sonra yönetimdeki arkadaşlarının seçtiği Aslantaş’a, o günden sonra zaman zaman ‘ emanetçi ‘ gözüyle bakıldığı da oldu. Tam da o günlerde kendisine bunu sormuştum.
‘’ Nail Çiler geri dönecek olsa veya seçim geldiğinde başka birini işaret etse tavrın , kararın ne olur ?’ şeklindeki bu soruya iki yıl önce şu cevabı vermişti ; ‘’ Ben emanetçi değilim. Kesinlikle adayım, günü gelince aday olarak üyelerimizin karşısına çıkacağım. Kimsenin adamı veya adayı değilim. ‘’
Evet, Aslantaş’ın bu cevabının üzerinden nereden baksanız iki yıl geçti. Zaman su misali. Bu sürede çok yakından takip ettiğim Aslantaş’a dair intibalarımı yansıtayım….
Görevini, aldığı sorumluluğu ve işin ciddiyetini çok mükemmel şekilde sahiplendi, benimsedi. Bu sürede kamuoyunun hiç bilmediği ve tanımadığı yönlerini ortaya çıkardı.
Yani güçlü beşeri ilişkiler, vizyoner kimlik , yerel proje yeteneği, uzağı yakın edebilme becerisi öne çıktı. Böyle olunca da sadece GTO üyeleri değil , tüm meslek örgütleri, siyasi aktörler, devlet erki ve sokak, Abdurrahman Aslantaş’ı tanıma ve kabullenme sürecine dahil oldular.
Yetmedi ; Sanayicisinden tacirine, tüccarından esnafına herkesin bildiği bir aktör olup çıkıverdi. Aslantaş gibi tüm kriterleri kendinde toplamış güçlü bir GTO Başkanının varlığı, elbette önümüzdeki günlerde olası adaylık için niyetlenilecek isim veya isimleri kara kara düşündürecektir.
Her geçen gün Aslantaş’ın etrafında toplanan üyeler, GTO ‘ da bütünleşmiş-birleşmiş bir üye zaferi ortaya çıkarabilirler.
Tüm bunu bekleyip göreceğiz.