
Gebze’de eğitim camiasını şoke eden bir reklam etiği ihlali yaşandı. Pelikan Koleji yönetimi, komşusu ve rakibi olan Livadi Anaokulu’nun giriş kapısındaki direklere ve velilerin araçlarına kendi ilanlarını yapıştırarak haksız rekabete imza attı.
Gebze Osmanyılmaz Mahallesi'nde faaliyet gösteren Pelikan Koleji (Pelikan Ana Sınıfı) yönetiminin, hemen karşı komşusu olan Livadi Anaokulu'na yönelik uyguladığı agresif reklam yöntemi eğitim camiasında büyük tepki topladı. Pelikan Koleji’ne ait etkinlik afişlerinin, Livadi Anaokulu'nun kapı girişindeki direklere yapıştırıldığı ve kurum önünde park halinde bulunan velilere ile yöneticilere ait özel araçların sileceklerine bırakıldığı görüldü.
Livadi Kurucusu Küfüdür: Nezaketimiz Suistimal Edildi
Geçtiğimiz haftalarda da benzer bir durumun yaşandığı ve uyarılmasına rağmen aynı tutumun tekrarlanması üzerine Livadi Anaokulu Kurucusu Nuray Küfüdür duruma zehir zemberek bir açıklamayla tepki gösterdi.
Nuray Küfüdür ; "Sizlerin samimiyetine ve yaklaşımına güvenerek olayın tekrar etmeyeceğini düşünmüştüm. Ancak bugün, şahsi aracım da dâhil olmak üzere kurumumun önünde park hâlinde bulunan velilerimize ait araçların üzerine yeniden reklam materyalleri bırakıldığını gördüm. Açıkçası bu durum karşısında sadece bir eğitimci ve kurum yöneticisi olarak değil, güven duymuş bir dost olarak da büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorum. Kendi kurumumun önünde, velilerimin ve şahsımın araçları üzerinden bu şekilde bir reklam faaliyeti yürütülmesini kabul edilemez buluyor ve şiddetle kınıyorum. Ben bugüne kadar eğitimci kimliğime, kurumumun saygınlığına ve mesleki ilişkilerimde nezakete önem verdim. Ancak nezaketin ve iyi niyetin sürekli sınırlarının zorlanmasını kabul etmek zorunda değilim. Sorumluların bu ciddiyeti görerek söz konusu uygulamaya derhâl son vermesini bekliyorum." dedi.
Ticari Etik ve Komşuluk Hukuku Çiğnendi
Eğitim kurumlarının rekabeti eğitim kalitesi ve başarıyla yürütmesi gerekirken, rakibinin ve komşusunun kapısına afiş yapıştırma noktasına gelen bu agresif tutum, kamuoyunda " eğitimde seviyenin düşürülmesi" olarak nitelendirildi.
Küfüdür’ün aktardığına göre, ilk olayda kurumunun tabelasının altına asılan reklam afişlerini kendisi kaldırdı. Ardından karşı taraftan gelen özür ve samimiyet beyanını kabul ederek konunun karşılıklı anlayış çerçevesinde kapanmasını tercih etti. Ancak Küfüdür, bir hafta sonra bu kez şahsi aracının ve kurum önünde park hâlindeki velilere ait araçların üzerine reklam broşürleri bırakıldığını belirtti. Yaşananları, önceki olayın ardından gösterdiği iyi niyetin karşılıksız kalması olarak değerlendiren Küfüdür, özellikle davranışın bir eğitimci tarafından sergilenmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
Mesele birkaç reklam broşürü değil
Yaşananların yalnızca bir tanıtım faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Küfüdür, meselenin özünde meslektaşlık ilişkileri, ticari nezaket ve karşılıklı saygı bulunduğunu ifade etti.
Küfüdür, eğitimcilerin çocuklara saygı, nezaket, dürüstlük ve etik değerleri öğrettiğini hatırlatarak bu değerlerin mesleki hayatta da davranışlarla gösterilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Küfüdür, “Ben rekabete karşı değilim. Her kurum kendi emeğiyle, kendi çalışmalarıyla tanıtım yapabilir. Ancak başka bir eğitim kurumunun tabelasının altına afiş asılmasını, kurumunun önünde velilerine ait araçlara reklam materyali bırakılmasını mesleki nezaket açısından kabul edilebilir bulmuyorum. Üstelik ilk olayın ardından özür kabul edilmişken benzer bir durumun yeniden yaşanması, hayal kırıklığımı daha da artırdı” değerlendirmesinde bulundu.
Ticaret Odasındaki temsil sorumluluğunu sorguladı
Küfüdür’ün gündeme getirdiği bir diğer konu ise söz konusu kişinin Ticaret Odası bünyesindeki eğitim komisyonunda yer alması ve eğitim sektöründeki işletmeleri temsil etme sorumluluğu oldu.
Ticaret Odası çatısı altında eğitim sektörünün sorunlarını dile getirecek, kurumların haklarını savunacak ve meslektaşlar arasında dayanışmayı güçlendirecek kişilerin mesleki etik konusunda da hassasiyet göstermesi gerektiğini savunan Küfüdür, şu soruları yöneltti ; “Kendi mahallesindeki meslektaşına ve aynı bölgede faaliyet gösteren bir eğitim kurumuna saygı göstermediğini düşündüğüm bir yaklaşım karşısında, eğitim sektörünün temsil sorumluluğunu nasıl değerlendirmeliyiz? Yarın Ticaret Odasında eğitimcilerin sorunları gündeme geldiğinde, haklarımızı ve mesleki itibarımızı kim savunacak? Temsil yalnızca bir komisyon üyeliği ya da unvan meselesi midir, yoksa öncelikle etik ve sorumluluk gerektiren bir görev midir?”
Küfüdür, bu soruları herhangi bir kişisel husumet nedeniyle değil, eğitim sektöründe temsil sorumluluğunun hangi değerler üzerine kurulması gerektiğine dikkat çekmek amacıyla gündeme getirdiğini belirtti.
Nezaket, sessizlik anlamına gelmez
Küfüdür , mesleki ilişkilerde iyi niyetin ve nezaketin önemine inandığını belirten Küfüdür, bunun tekrarlanan davranışlar karşısında sessiz kalmak anlamına gelmediğini ifade etti. Eğitim kurumlarının aynı mahallede faaliyet göstermesinin zorunlu olarak bir rekabet ve çatışma ortamı yaratmaması gerektiğini vurgulayan Nuray Küfüdür, kurumlar arasında dayanışma, karşılıklı saygı ve etik ilkeler temelinde bir ilişki kurulabileceğini söyledi. Küfüdür, yaşanan olayların ardından ilgili kişiye yönelik desteğini yeniden değerlendirdiğini de belirterek, meslektaşları arasında etik değerler ve temsil sorumluluğu konusunda farkındalık oluşmasını istediğini ifade etti.
Eğitimci olmak yalnızca bir unvan taşımak değildir
'' Mesleğin temsil ettiği değerleri davranışlarla da göstermek gerekir '' diyen Livadi Kurucusu Küfüdür, '' Benim sorguladığım konu tam olarak budur. Eğitimcileri temsil edecek kişilerin mesleki etik, ticari ahlak ve karşılıklı saygı konularındaki sorumlulukları nasıl değerlendirilmeli ” şeklinde tepkisine devam etti.
Küfüdür’ün açıklaması, eğitim sektöründe faaliyet gösteren kurumlar arasında ticari tanıtım sınırları, mesleki dayanışma ve temsil sorumluluğu konularını yeniden gündeme taşıdı.