KUMANDAYI YAVAŞÇA YERE BIRAK!

12 Mart 2026 Saat: 15:24
Göksel ERKILIÇ

Efendim malumunuz, artık akşamları televizyonu açmak, bir "kültürel aktivite"den ziyade Orta Çağ meydan muharebesine katılmak gibi bir şey oldu. Eskiden dizilerde en büyük gerilim "Acaba Ali Rıza Bey ağzının tadıyla o çayı içebilecek mi?" ekseninde dönerdi. Şimdi ise başrol oyuncusunun kahvaltısını yaparken şarjör değiştirmesini, zeytin çekirdeği yerine boş kovan fırlatmasını izliyoruz.

Hani uzmanlar bağırıyor ya "Diziler şiddete teşvik ediyor!" diye; haklılar ama eksik söylüyorlar. Bu artık teşvik falan değil, bildiğin staj programı.            

Geçen gün bakkala ekmek almaya gittim. Bakkal çırağı çıraklıktan istifa etmiş, dükkanın önünde ağır çekimde yürüyor. Arkada fonda görünmez bir bağlama ağlıyor sanki. Çırak, ekmeği poşete koyarken gözlerimin içine bakıp "Ekmek var, ekmekçik var abi...

Önemli olan hamurunun delikanlılığı," dedi. Altı üstü bir tam buğday alacaktım, kendimi bir anda gayrimeşru bir hesaplaşmanın ortasında buldum.

Şu anki dizi matematiği çok basit:

Adım 1: Takım elbiseyi giy (Mümkünse içine çelik yelek niyetine mukavva koy).

Adım 2: Kimseyle normal tonda konuşma; hep bir "fırtına öncesi sessizlik" fısıltısıyla hitap et.

Adım 3: En az 15 kişiyle aynı anda kavga et ama saçın bozulmasın.

Aşk mı, Poligon mu?

Sadece vurdu-kırdı dizileri olsa yine iyi. Romantik komediler bile şiddetin pembe maskeli hali oldu. Esas oğlan, esas kıza olan aşkını ilan etmek için kızı kaçırıyor, dağ evine kapatıyor, kapıya korumalar dikiyor. Bizimkiler de ekran başında iç çekip "Ay ne kadar sahiplenici bir erkek!" diyor. Pardon ama bu "sahiplenmek" değil, bu bildiğin hürriyeti tehdit, bu bildiğin TCK Madde 109!

Eskiden diziden sonra "Vay be, ne güzel sevdiler," derdik; şimdi "Vay be, ne güzel şarjör boşalttı, helal olsun," diyoruz.

Sonuç: Kumandayı Yavaşça Yere Bırakın 

Şiddet artık dizinin tuzu biberi değil, ana yemeği olmuş durumda. Eğer bir karakter bölümde en az üç kişiye kafa atmıyorsa, o bölüm "sıkıcı" damgasını yiyor. Toplum olarak o kadar gaza geldik ki, yakında apartman yönetim toplantılarına bile belimizde su tabancasıyla, siyah gözlüklerle girip "Bu binanın raconunu ben keserim, asansörün bakım ücretini ödemeyenin fişini çekerim!" diyeceğiz diye korkuyorum.Gelin şu kumandayı yavaşça yere bırakalım ve birbirimize "Lan" demeden önce iki kez düşünelim. Unutmayın, o diziler bittiğinde başrol oyuncusu makyajını silip setten lüks arabasıyla ayrılıyor; olan, evde terliğiyle oturup gaza gelen bizlere oluyor.

Not: Bu yazıyı okurken lütfen arka planda gerilim müziği çalmayınız, rica ederim.

 

YORUMLAR

Lütfen Resimdeki kodu yazınız

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları