PERŞEMBENİN GELİŞİ ÇARŞAMBADAN BELLİYDİ

19 Nisan 2026 Saat: 17:19
Göksel ERKILIÇ

Son günlerde yüreğimizi ağzımıza getiren, Urfa’dan Maraş’a uzanan o karanlık haberler, aslında birer "sonuç"tu. Hepimiz kahrolduk, korktuk ve derin bir yasın içine düştük. Ancak dürüst olalım; bugün yaşadığımız bu toplumsal cinnet hali, bir gecede ortaya çıkmadı. Biz bu uçuruma doğru, göz göre göre, alkışlar eşliğinde yürüdük.            

Her şey, o "pırıltılı" ekranların ardına gizlenen ahlaki aşınmayla başladı. Batı’dan devşirilen şiddet kültürü, medya aracılığıyla her eve servis edilirken; TikTok ve Instagram gibi mecralar, gençlerimizin zihinlerini birer çöplüğe çevirdi. Emek vermeden zengin olmanın, liyakat yerine kaba kuvvetin, nezaket yerine "racon kesmenin" kutsandığı bir sanal dünya inşa edildi.            

Kulağımızdaki kulaklıklardan taşan sözler artık şiir değil; silah, para ve çete güzellemesi. "Rapçi" adı altında parlatılan figürlerin kara para aklama iddialarıyla gündeme gelmesi, çocuklarımıza şu zehirli mesajı veriyor: "Okuma, beyefendi olma; serseri ol, güçlü ol, parayı bul!" Üstelik bu durum sadece sokakta değil; dizilerde, ekranlardaki sözde profesörlerin dilinde bile kendine yer buldu. Kibar ve görgülü insan "ezik" kabul edilirken, mafyacılık oynayan figürlerin itibar görmesi, liyakatin ise dalga konusu olması toplumsal çöküşün en somut kanıtıdır.            

Belki de en acısı, bizi bir arada tutan manevi harcın çözülmesidir. İnancın ve dindarlığın bir "gericilik" gibi pazarlanması, ateizmin bir "entelektüellik" maskesiyle servis edilmesi, toplumun vicdan mekanizmasını bozdu. Allah korkusunun yerini fütursuzluk, Aile ve öğretmen saygısının yerini bencillik, Bayramların kutsiyetinin yerini ise birer "eskimiş gelenek" alaycılığı aldı. Büyüğünün elini öpmeyi yük gören, değerlerine gülen bir neslin, toplumsal bir trajedide sığınacak bir limanı kalır mı?            

Gelenek ve göreneklerimizi birer "çöp" gibi kenara itip, sanal dünyaların sahte kahramanlarına taptığımız sürece; Urfa’da, Maraş’ta ve diğer şehirlerde yaşanan o acı sahneler maalesef birer "istatistik" olmaktan öteye geçmeyecek.            

Biz bugün çarşambanın o karanlık uyarılarını görmezden gelmenin bedelini ödüyoruz. Eğer bu kültürel ve ahlaki erozyona dur demezsek, o iki sosyal mecranın yarattığı boşlukta daha nice kayıplar vereceğiz. Rabbim kaybettiklerimize rahmet, yaralılarımıza şifa, geride kalan bizlere ise akıl ve izan versin. Çünkü bu sadece bir asayiş sorunu değil; bu bir toplumsal varoluş kavgasıdır. 

 

YORUMLAR

Lütfen Resimdeki kodu yazınız

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları