
Şanlıurfa’dan gelen haberin şokunu henüz atlatamadan , Kahramanmaraş’ta patlayan silahlar , oradaki sadece 10 canı almadı, 86 milyon canının orta yerine işledi mermiler.
Bu satırları yazmaya oturduğumda olayın üzerinden neredeyse bir hafta geçmişti. Fakat içimdeki sıcaklık soğumamış, halen inanamıyordum. Beynim karmakarışık duygularla doluydu. Yığınla sorular yiyip bitiriyordu dağarcığımı.
Neden, nasıl, niye…?
Çocuk dediğimiz çocuklara ne oldu böyle.
Elleri kalem tutması gereken çocuklarımız neden değişti, niçin değişiyor, elmalı şeker, pamuk şekeri tutması gereken çocuklarımız nereye gidiyor böyle ? Aklımda onlarca deli sorular.
Neresinden bakarsanız bakın , her olayda olduğu gibi içimizi kahreden bu iki olayda da aile kavramı öne çıkıyor: Ailenin ya da ailelerin sorumsuzluğu , duyarsızlığı , korkaklığı , ürkekliği ilk aklımıza gelen sebepler.
Gerçekten de böyle değil mi…!
İşi sadece sosyal medyaya bağlamak yetmez.
Konuyu sadece özenti kategorisine sığdırmak olmaz.
Çocuğun arkadaş çevresinin bozukluğu da tek başına etken değil. Her iyilik ve kötülüğün temeli eğitim ve aile kavramıyla şekillenir. Bu tezi inkar etmek , kendini inkar etmektir. O nedenle saydığım diğer gerekçelerin en üstüne aileyi koymak ve oradan yola çıkmak gerek. Bir de işin TCK ayağı var. Bazen benzer konuları içeren yazılarımda dile getirdiğim gibi , TCK’da çocukları caydıracak , cezalandıracak , gözlerini korkutacak ciddi miktarlı cezalar , yaptırımlar maalesef yok. Dikkat ederseniz yeni nesil mafya denilen tipler de, yasalardaki bu boşluğu gördükleri için çocukları suç makinesi haline getiriyorlar.
Suça itilen çocuklar, suç işleyen çocuklar, akran zorbalığı gibi terimlerin üremesinin temelinde de yine , TCK’daki boşluklar yatıyor.
Neyse ki, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in bu yönde bir çalışma başlatıldığını açıklaması yüreklere serin su serpti. Konu buraya gelmişken , Başyazarımız Duayen Ercan Sarıçam ‘ın da hakkını teslim etmek gerek. Bu olaylar henüz olmamışken , günler önceden Sarıçam bir yazısında akran zorbalığı ve suç işleyen çocuklar konusunda kaleme aldığı bir öneride , ailelere ceza verilmesini gündeme getirmişti. İşte bugün Adalet Bakanı Gürlek’in bahsettiği ailelerin cezalandırılması işte tam da bu. Sarıçam’ın önerisi.
Dönelim tekrar Kahramanmaraş olayına ve caninin ailesine…
Minicik yavruları , kanatlı melekleri ailelerinden koparan caninin annesi de öğretmenmiş. Babası ise emniyet müdürü. Bakıldığında toplumda karşılığı ve saygısı olan iki kıymetli meslek. Böyle asaletli mesleğin mensubu bir aileden cani bir evlat çıkabiliyorsa, bu sadece o ailenin çocuklarına karşı sorumsuzluğunun göstergesidir.
Anne anneliği , baba da babalığı yapmamıştır. Boyu ve kilosu ne olursa olsun, henüz 14 yaşında bir çocuğu poligona götürüp atış talimi yapmak, her cins silahı kullanmasını öğretmek hangi akla hizmettir ?
Aklımın almadığı bir konuda babanın evde 7 silahı ve koca bir cephaneyi bulundurmasındaki amaç nedir.?
Bunlar manyak bir aile midir ?
Kanatlanıp uçan meleklere Allah’tan rahmet, ailelerine ve tüm milletimize sabır ve baş sağlığı temenni diliyorum. Tek dileğim bir an önce sosyal medya yaptırımlarının TCK ile uyumlu şekilde artırılması , çocuklarına sahip çıkamayan ebeveynlerin de en ağır cezalarla tanışmalarıdır.